bir sürü ilginç olay

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:23

18 aylık ama dahi

Dünyanın en özel dahisi, Amerika'dan çıktı... Sadece 18 aylık olan müthiş çocuk okuma-yazma biliyor, Japonca konuşuyor ve matematik problemlerini çözüyor.
Ünlü profesörleri bile şaşkına çeviren küçük dahi Dean Massenburg, gelecekte doktor olmak istiyor. Bu dahi eşsiz... Bugüne kadar yaşları 7 ila 18 arasında değişen birçok dahi, dönem dönem inanılmaz olaylarla gündeme geldi. Ancak hiçbiri Amerikalı Dean Massenburg gibi değildi. Çünkü Dean adlı dahi, sadece 18 aylık.

Test yapıldı

ABD'nin Virginia eyaletine bağlı Porstmouth kentinde yaşayan Danny ve Melanie Massenburg adlı çiftin ilk çocuğu olan Dean, bu yaşında okuma yazma biliyor. Bir ortaokul öğrencisine sorulan matematik problemlerini rahatlıkla çözen Dean, Virginia Üniversitesi profesörlerini bile şaşkına çevirdi. Geçtiğimiz hafta yapılan küçük bir testte müthiş başarı gösteren Dean, ABD'li doktorları korkutuyor. Çünkü Dean'in zekasının, onun gelecekteki yaşamını negatif yönde etkilemesinden korkuluyor.

Sorun var

Küçük Dean'in zekasının, onu yaşıtlarından ayırdığını belirten uzmanlar, "Dean, diğer yaşıtlarının gelişiminden farklı olarak büyüyor. Bu olay, ilerki yıllarda çok büyük sorunları beraberinde getirecek" diyor. Büyüyünce doktor olmak isteyen 18 aylık dahinin bilgisayar programcısı annesi Melanie, Dean'in bir televizyon kanalında seyrettiği Japonca eğitimi programı sayesinde, orta derecede bu dili konuştuğunu söyledi.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:23

Vitrin mankeni bomba sanıldı

Konya''da bir kavşağın ortasına bırakılan vitrin mankeni, bomba şüphesiyle uzmanlar tarafından fünyeyle patlatıldı. Edinilen bilgiye göre, merkez Karatay İlçesi Piri Esat Paşa Caddesi Eski Garaj Kavşağı''nda sadece gövde kısmı bulunan bir cansız mankeni gören vatandaşlar, bomba olabileceği endişesiyle durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen Konya Emniyet Müdürlüğü''nde görevli bomba imha uzmanları, kavşağı trafiğe kapattıktan sonra, yol ortasına bırakılmış plastik mankene fünye yerleştirdi. Kısa süre sonra fitilli fünyenin patlamasının ardından, mankenin içinde herhangi bir şey olmadığı anlaşıldı.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:24

Susam diye ektim, kenevir çıktı!

ADANA' nın merkez Yüreğir İlçesi' ne bağlı Kürkçüler Beldesi' nde evinin bahçesinde esrar yapımında kullanılan kenevir ele geçirilen 52 yaşındaki Mustafa Özkul, "Ben susam diye ekim yaptım, kenevir çıktı." diye kendini savunmaya çalıştı. Beldede Kocabağlar mevkiinde oturan Mustafa Özkul, çevresini 3 kat dikenli tel ile çevirdiği 2 dönümlük bahçesine susam ekti, ancak, bu bitkiler arasına esrar yapımında kullanılan dişi Hint keneviri de ekildi. Bir ihbar üzerine bahçeye baskın yapan jandarma ekipleri, susamlar arasında bin 150 kök Hint keneviri ele geçti. Hint kenevirleri jandarma tarafından sökülerek imha edildi. Gözaltına alınan zanlı Mustafa Özkul, bitkilerin kenevir olduğunu bilmediğini iddia ederek, "Benim haberim yok. Susam ekmiştim. Böyle bir bitki çıktı. Kesinlikle suçsuzum" dedi.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:24

Keyfinize bakın. Dükkanınız soyuluyor.

Konya'nın Hüyük İlçesi'nde düğün gecesinde damadın işyeri soyuldu. Olay, gerdek gecesinde damadı telefonla arayan bir kişinin, ''Dükkan elden gidiyor, siz keyfinize bakın'' demesi üzerine ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre, ilçe merkezinde kozmetik ürünleri ve kaset satışı yapan Mehmet Dikler'i evlendiği günün gecesi, kendisini telefonla arayan bir kişi, ''Siz keyif çatmaya devam edin, dükkanınızın içi boşaltılıyor, haberiniz yok'' diyerek telefonu kapattı. Evden ayrılarak yakınlarıyla birlikte işyerine giden Mehmet Dikler, kapının asma kilidinin kırılarak içeri girildiğini ve işyerinde bulunan para kasasındaki 800 YTL'nin çalındığını fark etti.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:24

Girdiği evde uyuyor numarası yaptı ama...

ANTALYA''da bir eve giren hırsızlık zanlısı A.S., yakalanacağını anlayınca yatak odasında uyuyor numarası yapıp ev sahibi olduğunu iddia etti. İlk anda polisi yanıltmayı başaran zanlı, komşuların ‘Ev sahibi bir kadın’ demesi üzerine gözaltına alındı.
Olay dün saat 23.00 sıralarında Deniz Mahallesi 121 Sokak üzerinde bulunan Bayırlıoğlu Apartmanı''nın birinci katında meydana geldi. Adı açıklanmayan bir kadına ait evin camını kırıp içeri giren A.S.''yi gören vatandaşlar, hemen polisi aradı. Kısa sürede olay yerine ulaşan ekipler apartman dairesini kuşattı. Kırık camdan eve giren polisler, yatak odasında uyuyormuş gibi yapan A.S. ile karşılaştı. Birşeyden haberi yokmuş gibi davranan A.S., “Ben evsahibiyim. Ne oldu. Birşey mi varö diyerek, polisi yanılttı.
Vatandaşların evde tek başına kalan bir kadının yaşadığını belirtmesi üzerine polis tarafından gözaltına alınan A.S., Bahçelievler Polis Merkezi''ne götürüldü. Polisin yaptığı incelemede, zanlının elinde kesikler olduğu belirlendi. A.S.''nin, ifadesinin ardından adliyeye sevk edileceği bildirildi. Ev sahibi kadının ise, olayın yaşandığı an evde bulunmadığı açıklandı.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:25

YAZI ALINTIDIR....

1998 yaziydi bizim 7 kisilik kizlardan olusan bir gurubumuz vardi bir aksam annemlerin evde olmamasini firsat bilip kizlari eve davet edip parti vermeye karar verdim ve öylede oldu. Yedik içtik eglendik falan yasemin diye bir arkadasim ortaya atlayarak hadi ruh çagiralim dedi ben nekadar olmaz desemde çogunluk istedigi için karsi çikamadim. Ama bir sartim var kimse dalga geçmeyecek ve ciddi olucak dedim. içimizde böyle seylere inanmayan sadece Yeliz adinda bir arkadas vardi. Neyse duamizi ettik ve çagirmaya basladik. ( yazi üzerine fincan usulü) ruh geldi ve fincan oynamaya basladi.Hepimiz bayagi gerildik ve tam o sirada filiz bize hadi ordan siz oynatiyosunuz fincani, ozaman gerçekse bisey yapsin dedi osirada hiç bir sey olmayinca bizimki iyice dalga geçmeye basladi, iste benimle çikarmisin?sevgilin varmi? nezaman öldün? diye söyleniyordu ki fincan oynamaya basladi ve söyle yazdi "aksam bekle beni yanina gelicem ve bana inanacaksin" biz tabi korkudan ölücez yeliz hala dalgasinda hemen dua okuyup gönderdik. 1 saat daha oturduk kizlarla ve herkes eve dagildi saat 04:00 civarlari odamda sigara içiyodum genelde o saatlerde mum yakarim odamda zaten korkudan uyumamda imkansiz, tamda o ruhu düsünürken cami biri tikladi nolur aç kapiyi beni içeri aldiye aglamali bir ses, perdeyi araladim birde ne göreyim Yeliz her yeri çizik ve kan içinde. Sessizce kapiyi açip onu içeri aldim. Noldu dedim? (onun agziyla aynen anlatiyorum) " eve geldim mutfaga girip kendime bir sandviç hazirladim sonra odama geldim koltugun üstünde duran bebegimin duvara dönük oldugunu gördüm ve yere düstü, rüzgar sandim, hemen ardindan camin tahta kapagi hizli bir sekilde 3- defa çarpti yataga oturdum ve dua etmeye basladim o sirada üzerime bir agirlik çöktü bagiramadim sesim çikmadi ve kimildiyamadim 2-3 dakika sürdü bitince evden çikip sana dogru kosarken sanki arkamdan birinin nefes sesini duyuyodum ve o sey beni hizli bir sekilde itti ve yerde yuvarlandim. Kalktim gene kostum ve sana geldim iste böyle oldu" lütfen kurtar beni diye yalvardi neyse ertesi günü cami hocasina anlattik durumu evde kimse yokken hoca okudu üfledi evi sonrada hersey bitti.
Daha sonra Yelizin söyledigine göre 5 yasinda olan küçük kardesi o gece annesine ablamin odasinda biri var demis ama annesi inanmamis.
Hayatimda yasadigim en kötü olaylardan biriydi ama ilkte degildi ve olmayacakta ben böyle seylere merak duydugum sürece....
Size tavsiyem inanmayanlarla sakin ruh çagirmayin sakin dalga geçirtmeyin,zaten gelen ruh degil cindir.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:25

Karayipler'de ikinci bir ''kayıp dünya'' bulundu
Bilim adamları, Endonezya'daki bir ormanda daha önce varlığı bilinmeyen onlarca kuş, kelebek, kurbağa ve bitki türüne evsahipliği yapan bir hazine bulmalarının ardından, Karayibler'de ikinci bir ''Kayıp Dünya'' buldu.

Karayibler'deki dünyanın üçüncü büyük mercan adası Saba'da iki haftayı aşkın yapılan dalışlarda bilim adamları, şimdiye dek varlığı bilinmeyen bir denizaltı hazinesini gün ışığına çıkardı.

Amerikan Smithsonian Enstitüsü, Conservation İnternational adlı kuruluş ve Hollanda Antiller hükümetinde bilim adamlarının katılımıyla yapılan araştırmalarda, şimdiye kadar varlığı bilinmeyen 150 yeni tür balık tespit edildi.

Buluşlarının önemine dikkati çeken bilim adamları, biyoçeşitliliğin bu ''sıcak noktasının'' petrol tankerlerinin tehdidi altında olduğunu vurguladı.

Endonezyalı, Amerikalı ve Avustralyalı bilim adamlarından oluşan bir ekip, kısa süre önce, Endonezya'nın Foja dağlarındaki ormanda buldukları yeni türler arasında, kuş türlerinin yanı sıra 20'den fazla yeni kurbağa türü, 4 kelebek türü ve şimdiye kadar görülmemiş palmiyelerin de yer aldığı yeni bitki türleri yer alıyordu.

avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:25

Binlerce yıl önce yapılan piramitlerde bugün bile hala binlerce sır yatmaktadır. İşte piramitlerin şaşırtan özellikleri:
- Büyük Piramitin açıları, Nil'in delta yöresini iki eşit parçaya böler.

- Gize'deki üç piramit aralarında bir Pitagor üçgeni olacak şekilde düzenlenmişlerdir. Bu üçgenin kenarlarının birbirlerine göre oranı 3:4:5'dir.
- Büyük Piramitin taban çevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3.14 sayısını verir.

- Büyük Piramitin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü, piramit yüksekliğinin karesine eşittir.
- Büyük Piramit, dünyanın kara kitlesinin merkezinde yer alır.

- Büyük Piramit,dört ana yöne göre düzenlenerek inşa edilmiştir.

- Piramit dev bir güneş saatidir. Ekim ortasıyla Mart başı arasında düşürdüğü gölgeler mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterirler. Piramidi çeviren taş levhaların uzunluğu bir günün gölge uzunluğuna eşittir. Bu gölgelerin taş levhalar üstünde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yılın uzunluğu yanlışsız olarak saptanabiliyordu.

- Büyük Piramit'le dünyanın merkezi arasındaki uzaklık, Kuzey kutbuyla arasındaki uzaklığa eşittir ve kuzey kutbuyla dünyanın merkezi arasındaki uzaklığa eşittir.

- Piramitin yüksekliğiyle,çevresi arasındaki oran,bir dairenin yarı çapıyla çevresi arasındaki oranın dengidir.Dört kenarlar dünyanın en büyük ve çarpıcı üçgenleridir.

- Gizde'den geçen boylam,dünyanın denizleriyle anakaralarını iki eşit parçaya böler.Bu boylam ayrıca,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluğuna ölçümünde doğal sıfır noktasını oluşturur.

- Bugün teknolojik olarak çok ilerlemiş Japonya bile Keops piramidinin aynısını yapamamaktadır. Ziyaretçilerin Keops piramidine girişine izin verilmediği, bunun nedenin de piramidin koridorlarının çok dar ve dik olması olduğu söylenmektedir.

- Keops piramidinin yüksekliğinin 1 milyarla çarpımı yaklaşık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi verir.(149.504.000km)

- Piramidin çalışkan işçilerinin olağanüstü bir çabayla günde 10 parça üst üste koyduklarını kabul edersek, piramitteki 2.5 milyon taçın 250.000 gün, yanı 664 yılda ancak oluşmuş oluyor. Oysa piramit 20-30 yılda tamamlanmıştır.

- Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir.Bu taşların temin edilebileceği en yakın mesafe yüzlerce km uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildikleri tam olarak bilinmemektedir.

- Piramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya yılda iki kez güneş girer.(doğduğu ve tahta çıktığı günler.)

- Mısır'daki büyük piramit,30 yılda inşa edildi.Bu piramitin taşları ile Fransa'nın etrafında 3m. lik bir duvar yapılabilirdi.

- Mumyalarda rodyoaktif madde bulunduğundan; mumyaları ilk bulan 12 kişi kanserden ölmüştür.

- Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

- Kirletilmiş suyu, birkaç gün piramidin içine bırakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

- Piramidin içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

- Bitkiler piramidin içinde daha hızlı gelişirler.

- Piramidin içine bırakılmış su beş hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

- Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yapmadan piramit içinde mumyalaşır.

- Kesik ,yanık ve sıyrık gibi yaralar büyükçe bir piramit içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.

- Piramitlerin bazı odalarını içinde ne olduğu hala bilinmemektedir. Araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç tur attılar fakat içlerini göremediler.

- Piramitlerin içleri yazın soğuk, kışın çok soğuk olur.

- Uzayda,aynı Mısır'daki piramitler ve Sfenks'in dizilişine uygun şekiller vardır.Ayrıca piramitlerin,bir yıldız kümesine göre dizili oldukları iddia edilmektedir.

- Piramitlerin bazılarında,kilometrelerce devam eden tüneller vardı. Bu tüneller,kimi zaman bir tuzağa, kimi zaman da firavunun gerçek mezarında çıkardı.

- Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku neşretmeden Piramit içinde mumyalaşır.

- Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir piramitin içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.

- Firavun mezarlarının dağlarda açılan oyuklara yapıldığı dönemde,mezar için çalışan tüm işçiler, tanrılara kurban verilirlerdi. Bu, hırsızlara karşı alınmış bir önlemdi.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:26

Niye ALO Deriz?

Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız "Alo" sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo'dur. Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, A.Graham Bell'in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz "Allessandra Lolita Oswaldo" diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı. Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad "Alo" idi. Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell'i telefonuyla başbaşa bırakıp onu terketti.Yaşlı Bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Bell'i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell'in anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı. Bugün tümümüzün kullandığı "Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:26

İŞTE TACİZ TELEFONUNDAN SEÇMELER
Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı "110 Alo İtfaiye" santral görevlisi Ercan Orhan, gelen taciz telefonlarından bazılarını şöyle sıraladı:

"Kor ateş gibi yanıyorum. Haydiii...çabuk gel söndür"
"Ayy yanıyorum, acil söndürür müsünüz?"
"Benim içimdeki ateşi de o tazyikli hortumunla söndürür müsün?"
"Kocam beni aldatıyor. Ben ne yapayım, bana bir şey söyleyin. Haydi
ama...yardımcı olsana ne yapmalıyım canımcım"
"Sizin ateş söndürücü hortumun uzunluğu ne kadar?"
"Yangın söndürücü hortumun, ateşin içinde ne kadar kalabiliyor?"
"Senin içindeki yangını kim söndürüyor kuzum?"
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:26

Psikolojik rahatsızlık nedeniyle 24 yıldır yün, orlon ve kadife parçaları yiyen Samsunlu Atilla Nuran'ı çeyizini yedi diye eşi terk etti, battaniye yedi diye patronu da kovdu. İstasyon Mahallesi'nde babası İsmail Nuran ile birlikte oturan Atilla Nuran (44), hastalığından kurtulmak için birçok kez tedavi gördü. Hastalığa 20 yaşındayken yakalandığını anlatan Atilla Nuran, 38 yaşındaki eşi Elmas Çelik ile boşanmalarına da neden olan hastalığını şöyle anlattı:
Elbisesini de yiyor .Günde bir kez normal yemek yiyorum. Ondan sonraki zamanlarda da ne bulursam, kumaş, yün, orlon bulup onları yiyorum. Bekçilik yaptığım işyerinde battaniyeleri yedim diye beni kovdular. 13 yıl önce evlendim. 1 çocuğum oldu. Ancak 3.5 yıl evli kalabildim. Çünkü eşim, çeyizini yediğim için beni terk etti. Hiçbir şey bulamazsam üzerimdeki elbiseleri yiyorum. Bulamadığım zaman ise bunalıma giriyorum. Tedavi olmak istiyorum. Beni bu hastalıktan kurtarın.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:26

Küçük Dahi'den inanılmaz icat: Elektirikli İşkence Aleti.
Sivas'taki Selçuk Anadolu İlköğretim Okulu öğrencileri tarafından açılan ve öğrencilerin buluşlarının yer aldığı sergide, 12 yaşındaki Y.A.`elektrikli işkence aleti' yaptı. Küçük öğrenci, yaptığı işkence aletini, genellikle küçüklerin gezdiği sergide, her ziyaretçiye ayrıntılarıyla anlattı. Y.A., Amerikada elektrikli sandalye ile idam yapılmasından esinlenerek bunu yaptığını söyledi. Haberin yayınladığı sırada CNN Türk'te Çiğdem Anat'ın sunduğu Ajans programına konuk olan Milli Eğitim Bakanı da gördükleri karşısında şaşkınlığa düştü.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü onayıyla kentin en işlek merkezi konumundaki Kongre Müzesi bahçesinde, Selçuk Anadolu İlköğretim Okulu tarafından, sergi açıldı. Sergide, öğrencilerin fen bilgisi derslerinde yaptıkları araçlar yer aldı. Yağmuru haber veren cihazdan, kulağın sesi nasıl duyduğunu ve beyne ses dalgalarını gönderdiğini gösteren cihaza kadar, yaklaşık 40 çalışma yer aldı. Fen Bilgisi öğretmeni Hasan Altınsoy gözetiminde derslerde yaptıkları çalışmalarla hazırlanan sergide, 12 yaşındaki 6-D sınıfı öğrencisi Y.A.'nın yaptığı minyatür `Elektrikli İşkence Aleti' görenleri hayrete düşürdü. Sergide, tüm öğrenciler çalışmalarının başında durarak, her ziyaretçiye eserlerini tanıttı. Elektrikli işkence aleti yapan Y.A. da yaptığı cihazı ayrıntılarıyla anlattı. Sergiyi gezen küçük öğrenciler de üzerinde tanıtıcı `Elektrikli işkence sandalyesi' yazılı bu cihaza korkuyla baktı.
Annesi ev kadını olan babası Ahmet A. ise İl Sağlık Müdürlüğü'nde Eczacılık Şube Müdürü olan Y.A. bu aleti, `ilginçlik olsun' diye yaptığını belirterek, "İnsanların öldürülmesine karşıyım'' dedi
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:26

Akşam yemeği pişirmeyen karısına kızdı; "Polis imdat"ı aradı
İngiltere'de akşam yemeği pişirmeyen karısına sinirlenen bir kişi, ''polis imdat''ı aradı. Kızgın İngiliz, polise ''Karım, bana dün geceden kalma som balıklı sandviçleri yedirdi. Sandalyede oturup süslenmesini izliyorum. Kimse için yemek hazırlamayacak, pişirmeyecek'' dedi.
Polisin ise şikayeti yapan kişiye bunun acil bir durum olmadığı karşılığını verdiği bildirildi. Bu arada, patates pişirmek isteyen bir kadının, yine ''polis imdat''ı arayarak, gözlüklerini bulamadığını söyleyip yardım istediği belirtildi.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:27

İçinden ses gelen 3 günlük mezar açıldı..! Konya'da vatandaşların ihbarı üzerine ''ses'' geldiği iddia edilen 3 günlük mezar açıldı. Alınan bilgiye göre, 13 Nisan'da geçirdiği beyin kanaması sonucu hastaneye kaldırılan Hasan Sade (42), 15 Nisan'da, bitkisel hayattan çıkamayarak öldü. Sade'nin cenazesi, 16 Nisan Çarşamba günü, Seyit Şahin Mezarlığı'na defnedildi. İki gün sonra, bağırsak kanserinden hayatını kaybeden Halit Erdoğan da (33) aynı mezarlıkta Sade'nin yakınında toprağa verildi. Erdoğan'ın yakınları Erol Çiyeş ve Uğur Malkoç, Erdoğan'ın mezarı başında dua ederken, Hasan Sade'nin mezarından ses geldiğini iddia ederek, Mezarlıklar Müdürlüğü'ne ihbarda bulundu. Cumhuriyet Savcısı ve polisin gözetiminde Mezarlıklar Müdürlüğü tarafından canlı olduğu düşüncesiyle Hasan Sade'nin mezarı açıldı. Yakınlarının da katıldığı mezar açma işlemi sonunda Sade'nin ölü olduğu tespit edildi. Mezardan ses geldiği ihbarını yapan Erol Çiyeş ve Uğur Malkoç, ''Hasan Sade'nin mezarından ses geldiğini duyduk. Canlı olabileceğini düşündük'' dediler
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:27

Böyle düğün görülmedi... Damat, top atışında öldü...
Belçika'nın Zoersel bölgesindeki bir düğünde, kutlamalar sırasında yapılan top atışı, damadın ölümüne, bir kişinin ağır yaralanmasına ve 4 evin tahrip olmasına yol açtı. Bölgede, düğünlerde ''geleneksel olarak'' top atışları yapıldığını bildiren Savcılığın açıklamasına göre, kutlama simgesi olan bu atışlardan biri sırasında 34 yaşındaki damat ölürken, 32 yaşındaki arkadaşı ağır yaralandı. Yaralı kişinin bacağının kesileceği bildirildi.
Kutlama atışları sırasında, ''kontrol dışı'' gerçekleşen top patlamasının, çevredeki 4 eve büyük hasar verdiği de ifade edildi.
Savcılık, bir ''kaza''nın söz konusu olduğunu, bu kazanın nedenlerinin henüz belirlenemediğini, olayla ilgili soruşturma açıldığını duyurdu.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:28

Ayların İsimleri Nereden Geliyor?
Olay, Sezar döneminde geçiyor. Julius Sezar, takvimdeki karışıklıkları
çözmesi için Mısırlı astronomi bilgini Sosigenes'e emir veriyor.

O zamanlarda 1 yılın 365 gün 6 saat sürdüğü biliniyor.

Sosigenes de çözüyor:
HER YIL 365 GÜN ÇEKECEK.
HER YILDAN 6 SAAT ARTACAK.
ARTAN SAATLER 4 YILDA BİR TAKVİME EKLENECEK VE
O YIL 365 + 24 SAAT = 366 GÜN OLACAK.

366 gün 12 eşit parçaya bölünmediği için 6 ay 30 gün, diğer 6 ay 31
gün
çekecek. Peki 365 gün çeken yıllarda aylara göre dağılım nasıl olacak?

Yüce Sezar emir veriyor: 365 GUN CEKEN YILLARDA EN SON AYDAN 1 GÜN
DÜŞÜLSÜN. O zamanlar yılın son ayı Şubat, yılbaşı ise Mart ayıdır.
(September=7, October=8, November=9, December=10. Kelimelerin gerçek
anlamları böyledir. Şimdiki ay isimleri de buradan geliyor.)

böylece Şubat ayı, 4 yılda bir 30 gün, diğer yıllarda 29 gün olmuş.
Yüce Sezar,
bununla da yetinmeyip doğduğu aya kendi ismini vermiş: JULIUS, yani
JULY.

Sonradan imparator olan Augustus, Sezar'dan aşağı kalmamış ve sonraki
aya kendi ismini vermiş: AUGUSTUS, yani AUGUST. Ancak Julius Sezar'ın
ayı 31 günken Augustus'un ayı 30 gün olur mu ? O da emir vermiş: YILIN
SON AYINDAN 1 GÜN DAHA ALIN, BENİM AYIMI DA 31 GÜN YAPIN. Zavallı
Şubat'tan 1 gün daha Alınmış ve Ağustos'a eklenmiş. O gün bu gündür
Şubat
ayı, 4 yılda bir 29 gün, diğer yıllarda 28 gün, Sezar'ın ayı Temmuz ve
Augustus'un ayı Ağustos da peşpeşe 31 gün çeker oluvermiş
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:28

Toprağa Vurulan Mühürler

Öyle büyük şahsiyetler vardır ki, kabirlerini bile inandıkları davaya adamışlar. Bu mevzuda özellikle sahabenin ortaya koyduğu hassasiyet dikkat çekicidir. İslâm’ı muhtaç yüreklere ulaştırmak için dünyanın dört bir tarafına göç eden sahabilerin çoğu, yine o topraklara defnedilmiştir. Bu sebeple birçok yerde sahabi mezarı mevcuttur.
Fethi istenen yerlerin fethini gerçekleştiren vesilelerden biri, fethedilmemiş bölgelere gömülmeyi vasiyet eden insanların varlığıdır. İşte, tebliğ için gidilen yerlere defnedilen veya fethedilmesini istediği yerlere defnedilmeyi isteyen yüce insanlardan birkaçı:

Mihmândâr-ı Nebi Ebû Eyyübe’l-Ensâri

Asıl adı Halid b. Zeyd olan Ebû Eyyübe’l-Ensâri, Medine'deki Hazreç kabilesinin Neccaroğulları kolundandır. Efendimiz’in (sas) anne tarafından akrabalarındandır. İkinci Akabe Biat’ında İslâm’la şereflenmiş ve ailesinin yanına dönerek onların da Müslüman olmalarına vesile olmuştur. Hicret’ten sonra Peygamber Efendimiz'e (sas) ev sahipliği yapmasıyla da Mihmândâr-ı Nebi unvanını almıştır. Herkesin Efendimiz’i (sas) misafir etmek için yarıştığı bir zamanda, Kusva isimli mübarek hayvan onun evinin önünde durmuştu. Efendimiz (sas) altı ay kadar Ebû Eyyübe’l-Ensâri'nin evinde misafir olmuş ve o, Efendimiz’i (sas) memnun etmek için olağanüstü gayret göstermişti.

Muhbir-i Sâdık aleyhisselatü vesselâm: "İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan ve onu fetheden ordu ne güzel ordudur." müjdesini vermişti. Bu müjde Mihmândâr-ı Nebi'nin kulağında yer etmişti. Mihmândâr-ı Nebi, Efendimiz (sas) dönemindeki bütün önemli savaşlara katılmıştı. Emeviler döneminde, çok yaşlanmış olmasına rağmen, İstanbul'u fethetmek için hareket eden orduya katıldı. Yaşlı ve hasta olduğu için atın sırtında duramıyor, kendisini orada ancak iplerle bağlayarak tutabiliyorlardı. Zira şu hadîsin kendisiyle alâkalı olduğunu düşünüyordu: "Kostantıniyye surunun dibine salih bir kişi defnedilecektir. Umarım ki bu kişi ben olayım."1 Bu hâlde İstanbul önlerine kadar gelmiş ve Yezid'e; "Vefat ettiğim zaman beni surların en yakın yerine defnedin." demişti.
İslâm ordusu İstanbul'a yaklaştığı zaman atının üzerinde zor duran Ebû Eyyüb (ra) vefat etmiş ve askerler mübarek naşını surların yakınında bir yere defnetmişlerdi.
Zamanla ilgisizlik sebebiyle kaybolan, mezar İstanbul fethedildiği zaman evliyaullahtan Akşemseddin tarafından ortaya çıkarılmıştır. Altı ay kadar Efendimiz’e ev sahipliği yapan Ebû Eyyüb, fetihten beri bizim mihmândârlığımıza emanettir. O, İstanbul'un tapusu, mührü ve en önemli manevî dinamiklerinden birisidir. İstanbul'a gelenler, ilk önce onu ziyaret edip, fatihalar okuduktan sonra diğer yerlere giderler. Vefatına kadar etrafını aydınlatan bu yüce sahabi, vefatından sonra da ışık olmaya devam etmektedir.

Hala Sultan

Asıl adı Ümmü Haram binti Milhan'dır. Ümmü Haram (r.anhe), Efendimiz’in (sas) dedesi Abdulmuttalib tarafından halası olur. Ayrıca Efendimiz'in süt teyzesi de olmaktadır. Çünkü kızkardeşi Ümmü Süleym (r.anhe) Peygamber Efendimiz'e (sas) süt emzirmiştir. Ümmü Haram, Übade b. Samit'in hanımıdır. Efendimiz, çok sevdiği bu hanım sahabinin evine zaman zaman gider, yemek yerdi. Bu ziyaretlerinden birisinde Efendimiz (sas) orada yemek yemiş, sonra da bir müddet uyumuştu. Bir aralık gülümseyerek uyandı. Bundan sonrasını Ümmü Haram (r.anhe) şöyle anlatmaktadır:
-“Ya Resulallah, seni güldüren nedir, diye sordum. O:

-Rüyamda bana, ümmetimden bir kısmının şu mavi deniz üstünde padişahların tahtlarına kuruldukları gibi kemal-i ihtişamla gemilere binerek Allah yolunda deniz savaşına çıktıkları gösterildi; ona gülüyorum, buyurdu.

-Ya Resûlallah, benim o deniz gazilerinden olmam için Allah'a dua etseniz, dedim. O da dua etti. Sonra başını yastığa koyarak bir müddet daha uyudu ve bir süre sonra gülümseyerek uyandı. Yine ben:

-Ya Resûlallah, neye gülüyorsunuz, diye sordum. O da:

-Bu defa da ümmetimden bir kısmının padişahlar gibi kuruldukları kara nakliyeleri üstünde debdebeli bir surette gazaya gittikleri gösterildi, buyurdu. Ben;

-Ya Resûlallah, bunlar arasında da bir gazi olarak bulunmama dua buyursanız, dedim. Resûlallah:

-Hayır, sen birincilerdensin, diye cevap verdi.”2

Gerçekten de Hz. Osman (ra) döneminde yapılan Kıbrıs seferine Ümmü Haram (r.anha) da kocasıyla birlikte katılmış ve atından düşerek şehit olmuştur. Kabri, Larnaka civarında bulunan Tuz Gölü kıyısındadır. Şehadetiyle Allah Resûlü’nün (sas) müjdesi gerçekleşmiş ve Ümmü Haram (r.anha) Kıbrıs gazileri arasına katılmıştır. Kıbrıs, uzun yıllar Müslümanların idaresinde kaldıktan sonra, kısa bir süre Hristiyanların yönetimine geçmiştir. Fakat 1570 yılında Osmanlılar Kıbrıs'ı yeniden fethetmişler ve Ümmü Haram’ın (r.anha) kabrini imar ederek, üzerine türbe bina etmişlerdir. Bu bina günümüzde Hala Sultan olarak bilinmekte ve ziyaret edilmektedir.

Sarı Saltuk

Sarı Saltuk, Osmanlılardan önce 13. yüzyılda yaşamış ve Balkanlar'da İslâm’ı tebliğ etmiş Hak dostlarındandır. Sarı Saltuk'un kahramanlığı, veliliği ve İslâm’ı tebliği efsanevî rivayetlere karışarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bu rivayetlerdeki efsanevî unsurları eleyerek, Sarı Saltuk hakkında bazı bilgilere ulaşmak mümkündür. Bu rivayetlere göre Sarı Saltuk, Rumeli'ye geçtikten sonra Dobruca, Kaliakra ve Gıdansk gibi şehirlerde İslâm’ı tebliğ etmiş ve pek çok kimsenin hidayetine vesile olmuştur. Bunların dışında Sarı Saltuk'un vefatı hakkındaki rivayet çok ilgi çekicidir. Sarı Saltuk, vefatından sonra, yedi tabut hazırlanmasını ve bunların yedi gayri Müslim ülkesine gönderilmesini vasiyet etmiştir. Böylece kabrini ziyaret etmek isteyen Müslümanlar bu ülkelere gidecekler ve orada İslâm’ın tanıtılmasına vesile olacaklardır. Bu yedi ülke, Moskova, Leh, İsveç, Edirne, Boğdan ve Dobruca krallıklarıdır.3

Osman Gazi

Sarı Saltuk'un vasiyetinin bir benzeri de Osman Gazi tarafından yapılmıştır. Bursa'nın muhasarası sırasında vefat etmek üzere olan Osman Gazi, naşının Bursa'daki Kurşunlu Kubbe'ye defnedilmesini oğlu Orhan Gaziye vasiyet etmişti. Böyle bir vasiyet, Bursa'nın kısa sürede fethedilmesinde çok önemli bir saik olmuştur.
Kim bilir daha nice idealist ruh, bu şekilde serhadlere gömülmeyi vasiyet etmiştir. Ve kim bilir daha nice kahraman günümüzde de aynı düşüncelerle ufuklara bakmaktadır.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:29

Dünyanın en çok aranan suçluları



Türkiye Polis Dergisi'nin son sayısında, polis örgütlerinin listelerindeki dünyanın en çok arınılan adamlarına yer verdi.

Söz konusu listelerin başında, ABD'de İkiz Kuleler ve Pentagon'a düzenlenen saldırılardan sorumlu tutulan Ladin Usame Bin Ladin yer alıyor.

Ancak listelerde, bazıları en az Ladin kadar tehlikeli görülen ve polis örgütlerice, görüldükleri yerde tutuklanması istenilen 19 kişi daha var.

Dünyada en çok aranılan adamlar listesinde yer alan ve polis örgütlerinin uzun süredir peşlerinde olduğu isimler şöyle:

Mehdi Tayeb:
İranlı Tayeb'in, AIDS'li olduğunu bile bile 200'ün üzerinde İsveçli kadınla cinsel ilişkiye girdiği biliniyor. Tecavüz ve cinayet suçlarından aranılan Tayeb'in, manken ajanslarında çalışmak için iş aradığı bile öğrenildi, ancak buna rağmen yakalanamadı.

Muhammet Dief:
Filistinli Muhammet Dief, Gazze Şeridi'ndeki eylemleri yönettiği gerekçesiyle özellikle İsrail polisinin listesinde birinci sırada yer alıyor. Dief, ABD polisi tarafından da 5 Amerikalının öldürülmesi olayı ile ilgili aranıyor.

Ramon Arellano Felix:
Meksikalı Felix, esrar ve kokain ticaretinden, FBI'ın, "en çok aranılan ilk 10" listesinde yer alıyor. Felix'in ayrıca yasadışı ilaç ve uyuşturucu hap ticareti yaptığı biliniyor.

Hopeton Eric Brown:
Jamaikalı Brown'un, ABD, İngiltere ve Jamaika arasındaki uyuşturucu ticaretinin önemli bir dağıtıcısı olduğu biliniyor. Brown ayrıca cinayet suçlarından da arınıyor.

Jesus Kract Usman:
Kolombiyalı Usman, uluslararası kokain trafiğinin önemli isimlerinden birisi olarak tanınıyor. 1997 yılında Toronto'da 100 milyon dolarlık bir kokain sevkıyatının açığa çıkarılması, Usman'ın bu işlerde önemli bir dağıtıcı pozisyonunda olduğunu göstermişti.

Vincente Carrillo Fuentes
: Meksikalı Fuentes'in, uyuşturucu kaçakçılığının önemli isimlerinden biri olduğu belirtiliyor.
Uyuşturucu ticaretinin eski liderlerinden Amado Carrillo Fuentes'in kardeşi olan Carrillo Fuentes'in, Latin Amerika'da yaşadığı düşünülüyor.

Jose Ortiz Medina:
Meksikalı Medina'nın 4 yılda ABD'ye 27 ton esrar ve 2 ton kokain sevk ettiği biliniyor.
Uyuşturucunun önemli bir kaynak noktası olarak tanınıyor.

Frank John DePrima:
Benzincilik yapan daha sonra uyuşturucu ticaretine başlayan DePrima'nın, 3 yılda toplam 70 ton esrar hammaddesini Virginia ve Kuzey Carolina'ya soktuğu ortaya çıktı. 1985 yılında yakalanan ve mahkemesine 4 gün kala kaçan DePrima, FBI tarafından Hollanda, İsviçre, İngiltere ve Jamaika'da aranıyor.

Charles Bracket:
İngiliz Bracket'in, ABD'nin belli bölgelerinde kokain ticaretini yürüttüğü belirtiliyor. Uyuşturucu kaçakçılığından aranıyor.

Bernando Provenzano:
İtalyan olan Provenzano, dolandırıcılık yeteneği ile tanınıyor. Yasadışı iş yaptığı 50'den fazla suç ortağının yakalanmasına rağmen Provenzano 35 yıldır aranıyor. 72 yaşındaki Provenzano'nun, FBI listesindeki en eskilerden biri olarak biliniyor.

James J. Bulger
: Banka soymaktan 9 yıl hapis yatan Bulger'in 25 yıldır İrlanda'daki yeraltı gruplarının başkanlığını yaptığı biliniyor. Bulger'in, Boston'da çevresinde İrlandalıları kullanarak 25 milyon dolar kazandığı tahmin ediliyor.

Aron Misulovin:
Letonyalı Misulovin'in, ABD'de, bir kaç yıl içinde 20'nin üzerinde farklı şirket ismi kullanarak 150 milyon dolar haksız
kazanç elde ettiği biliniyor. Bu paralarla İsrail'e kaçtığı belirlenen Misulovin her iki ülke polisi tarafından aranıyor.

Charles Micheal Caplan
: Londra'da silah ticareti yaptığı bilinen Caplan'ın, İran ve Irak'a sinir gazı ve Mark 94 bombası satmayı planladığı ortaya çıkmıştı. Filiberto Ojeda Rios: Porto Ricolu Rios, silahlı saldırı ve bombalama eylemlerinden aranıyor. Porto Rico'da hakkında 55 yıl hapis cezası bulunan Rios'un dağlarda saklandığı sanılıyor.

Donald Eugene Webb:
Mücevher hırsızlığından aranılan ABD'li Webb'in arandığı sırada bile soygunlarına devam ettiği biliniyor. Webb, ABD'li bir polis şefinin öldürülmesi olayı ile ilgili de katil zanlısı olarak aranıyor.

Francis Edward Terpil
: ABD'li Terpil, silah ve patlayıcı yapımı ile silah ticareti suçlarından aranıyor. Dört dil bilen Terpil'in Küba'da olduğu sanılıyor.

Eric Steven Stein:
ABD'li Stein, dolandırıcılıktan aranıyor. Kurduğu bir şirketle bin 700 yatırımcıdan 60 milyon dolar toplayan Stein, 1998 yılından beri bütün dünyada aranıyor. Stein, gece hayatına düşkünlüğü ile tanınıyor.

Abu Nidal:
Filistinli Nidal, binden fazla kişinin öldürülmesinden sorumlu tutuluyor. Değişik yıllarda öldüğüne yönelik bilgiler alınmasına rağmen ABD, İngiltere ve İtalya polisi tarafından hala aranıyor. Nidal'ın Irak'ta da arandığı belirtiliyor.

Mrc David Rich:
Rich, ABD'nin İran'la yaşadığı kriz döneminde ambargoya rağmen 10 milyon varillik petrol ticareti gerçekleştirdi. Belçika asıllı olan Rich'in aynı zamanda İspanyol, İsrail ve ABD vatandaşı olduğu tespit edildi.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:29

uçakta yer kargaşaşı--ilginççççç

Bu olay 14 ekim 1998 de kıtalar arası bir uçuş esnasında gerçekleşti.

Bir hanım zenci bir adamın yanında oturuyordu. Hanım, sinirliliğini belli edercesine, hostesten başka bir yer bulmasını istedi, zira öylesine antipatik birinin yanında oturmak istemiyordu.
Hostes, tüm uçağın dolu olduğunu fakat birinci sınıfta yer olup olmadına bakacağını söyledi.
Diğer yolcular şaşkınlık ve tiksintiyle olayı izliyorlardı, bu kadının sadece terbiyesizliğine değil, bir de birinci sınıfta yolculuğu devam edeceğine şahit oluyorlardı.
Zavallı adamcağız çok kötü bir durumda olmasına rağmen cevap vermemeyi tercih etti.
Bu yüksek tansiyondaki durumda, kadın, birinci sınıfta ve o adamdan uzak uçabileceğinden tatmin olmuş. Birkaç dakika sonra hostes kadına:
“Çok özür dilerim gerçekten de uçakta boş yer yok.Birinci sınıfta bir yer bulduğum için mutlu oldum. Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, zira bu değişiklik için pilottan izin almam gerekiyordu. Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz dedi ve bu izni verdi.”
Diğer yolcular kulaklarına inanamıyorlardı, bu esnada kadın da bir zafer kazanmış gibi yerinden kalkmaya hazırlandı.
Sonra hostes, oturmakta olan zenciye dönerek :
Beyefendi, sizi uçağın birinci sınıfındaki yeni yerinize götürmem için beni takip edermisiniz lütfen. Seyahat firmamız adına kaptan pilotumuz sizden böyle nahoş bir olay yaratan kimsenin yanında oturmak mecburiyetinde bırakıldığınız için çok özür diliyor. Tüm yolcular hep birlikte, bu olayı iyi bir biçimde sonuçlandıran uçak personelini alkışlayarak tebrik ettiler.
O yıl, kaptan pilot ve hostes uçaktaki davranışlarından dolayi ödüllendirildiler
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:29

Amerika’da ki çılgın tazminat davaları


ABD'de birbirinden ilginç tazminat davalari açiliyor. Iste mahkemelerin
ugrastigi en çilgin davalardan birkaçi.


San Diego'da ise bir adam belediyeye karsi 5.4 milyon dolar tazminat açti. Belediye salonunda verilen konser sirasinda erkekler tuvaletinde bir kadin gördügü gerekçesiyle, duygusal travma yasadigini öne sürdü.


Bir soyguncu ise hapishane yönetiminden sikayetçi oldu. Çünkü tek kisilik hücrede kalan mahkum, bedava deodorant vermedigi için hapishane yönetimine kizdi.


Bir kanser hastasi, öngörülen süre içinde ölmedigi gerekçesiyle saglik müdürlügünü dava etti. Doktorlarin koydugu teshise göre çoktan ölmüs olmasi gerektigini belirten davaci, tazminat istedi.

Peter Wellis (36), bosandigi esine tazminat ödemek istemedi. Karisinin kendisine dogum kontrol hapi kullandigini söyledigini savunan Wellis, esini sperm hirsizligiyla suçladi. Ancak Wellis hakli bulunmadi.

Bira düskünü bir adam Anheuser-Busch biralarini üreten sirkete 10 bin dolarlik dava açti. Biraciya göre, reklamda birayla kadinlarin tavlanabilecegi söyleniyordu, ancak kendisi basarili olamadi.


Bir kadin sürücü, buz tutmus yolda motorlu bir kizakla çarpisti. Kizagin sürücüsü öldü.Kadin sürücü, tanik oldugu ölüm aninda yasadigi sok yüzünden adamin dul karisina tazminat davasi açti.

Florida'da bir balikçi siddetli firtinada öldü. Ailesi, hava durumu yorumu dogru çikmadigi gerekçesiyle bir TV kanalindan 10 milyon dolar tazminat istedi. Dava geri çevrildi.


Dorothy H. (40) esini ayarttigi gerekçesiyle öteki kadin hakkinda 1 milyon dolarlik tazminat davasi açti. Yargiç, 18'inci yüzyildan kalma bir maddeye dayanarak, davanin görülmesini kabul etti.


81 yasindaki Stella Liebeck, satin aldigi kahvenin dökülmesi üzerine teninde yanik olustugu gerekçesiyle McDonald's'dan davaci oldu. O günlerde bütün Amerika biranda bu davaya odaklandi. Yasli kadin 2.7 milyon dolar tazminat kazanarak biranda söhret olurken, ülkenin en büyük fast food zincirlerinden biri olan McDonald's, ortaya çikabilecek baska uyaniklara karsi çesitli önlemler almaya basladi
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:31

Türkçe'nin ilginç rekorları...

En çok anlamdaşı olan kelime: Tuvalet, ayakyolu, memişhane, apteshane, kenef, hela, yüznumara. (7)
En çok tek bir sesli harf kullanımı: Badanalayamayacaklardansalar (12)
En uzun kelime: Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebilecekle rimizdenmişsiniz (64)
En çok a içeren kelime: Alafrangalaştıramayacaklardansalar (13)
En çok e içeren kelime: Gelenekselleştiriveremeyebileceklerdenseler (15)
En çok ı içeren kelime: Sıkıntısızlaştırıcılığınızın (11)
En çok i içeren kelime: Kişiliksizleştiricileştiriverebileceklerimizden mişsiniz (15)

bu da Türkiye'nin:

EN ÇOK KULLANILAN İLK 5 ERKEK ADI:
Adı MEHMET olan toplam kişi sayısı 2.826.306
Adı MUSTAFA olan toplam kişi sayısı 2.087.134
Adı AHMET olan toplam kişi sayısı 1.734.871
Adı ALİ olan toplam kişi sayısı 1.674.448
Adı HÜSEYİN olan toplam kişi sayısı 1.345.828

EN ÇOK KULLANILAN İLK 5 KADIN ADI:
Adı FATMA olan toplam kişi sayısı 4.199.600
Adı AYŞE olan toplam kişi sayısı 3.184.045
Adı EMİNE olan toplam kişi sayısı 2.509.480
Adı HATİCE olan toplam kişi sayısı 2.154.569
Adı ZEYNEP olan toplam kişi sayısı 1.004.704

EN ÇOK KULLANILAN 5 SOYAD:
Soyadı YILMAZ olan toplam kişi sayısı 1.508.846
Soyadı KAYA olan toplam kişi sayısı 1.038.538
Soyadı DEMİR olan toplam kişi sayısı 973.133
Soyadı ŞAHİN olan toplam kişi sayısı 875.848
Soyadı ÇELİK olan toplam kişi sayısı 841.971

EN ÇOK KULLANILAN ORTAK İSİMLER:
Adı AYHAN olan erkek sayısı: 128.903
Adı AYHAN olan kadın sayısı: 14.472

Adı CİHAN olan erkek sayısı: 59.908
Adı CİHAN olan kadın sayısı: 8.823

Adı DENİZ olan erkek sayısı: 50.971
Adı DENİZ olan kadın sayısı: 61.714

Adı DURDU olan erkek sayısı: 11.775
Adı DURDU olan kadın sayısı: 28.910

Adı DURSUN olan erkek sayısı: 119.946
Adı DURSUN olan kadın sayısı: 24.238

Adı ELVAN olan erkek sayısı: 7.464
Adı ELVAN olan kadın sayısı: 17.878

Adı ERGÜL olan erkek sayısı: 6.235
Adı ERGÜL olan kadın sayısı: 8.437

Adı FERHAN olan erkek sayısı: 5.720
Adı FERHAN olan kadın s! ayısı: 7.441

Adı FİKRET olan erkek sayısı: 62.429
Adı FİKRET olan kadın sayısı: 5.007

Adı GÜNAY olan erkek sayısı: 10.363
Adı GÜNAY olan kadın sayısı: 22.361

Adı GÜNER olan erkek sayısı: 6.639
Adı GÜNER olan kadın sayısı: 19.454

Adı GÜNGÖR olan erkek sayısı: 13.548
Adı GÜNGÖR olan kadın sayısı: 8.341

Adı HİDAYET olan erkek sayısı: 28.369
Adı HİDAYET olan kadın sayısı: 17.820

Adı HİKMET olan erkek sayısı: 70.807
Adı HİKMET olan kadın sayısı: 32.165






Adı İLKAY olan erkek sayısı: 9.529
Adı İLKAY olan kadın sayısı: 16.693

Adı İSMET olan erkek sayısı: 117.350
Adı İSMET olan kadın sayısı: 23.655

Adı KAMURAN olan erkek sayısı: 9.291
Adı KAMURAN olan kadın sayısı: 7.332

Adı MUKADDER olan erkek sayısı: 10.194
Adı MUKADDER olan kadın sayısı: 5.549

Adı ÖZGÜR olan erkek sayısı: 80.580
Adı ÖZGÜR olan kadın sayısı: 6.057

Adı PINAR olan erkek sayısı: 5.685
Adı PINAR olan kadın sayısı: 5.430

Adı ŞAHİN olan erkek sayısı: 7.048
Adı ŞAHİN olan kadın sayısı: 30.057

AYLARA GÖRE DOĞAN KİŞİ SAYISI(ÖLENLER DAHİL):
OCAK ayında doğan toplam kişi sayısı: 15.524.860
ŞUBAT ayında doğan toplam kişi sayısı: 9.780.391
MART ayında doğan toplam kişi sayısı: 11.331.846
NİSAN ayında doğan toplam kişi sayısı: 9.009.419
MAYIS ayında doğan toplam kişi sayısı: 8.948.174
HAZİRAN ayında doğan toplam kişi sayısı: 7.454.605
TEMMUZ ayında doğan toplam kişi sayısı: 6.931.875
AĞUSTOS ayında doğan toplam kişi sayısı: 6.846.126
EYLÜL ayında doğan toplam kişi sayısı: 7.316.960
EKİM ayında doğan toplam kişi sayısı: 7.122.793
KASIM ayında doğan toplam kişi sayısı: 6.091.183
ARALIK ayında doğan toplam kişi sayısı: 5.884.339
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:32

kırılması zor atletizm rekorları...


Atletizmde dünya rekorları giderek daha zor kırılıyor. Öyle ki 2003 sezonunda erkek atletler hiçbir olimpik dalda rekor kıramadılar. Bilim adamlarına göre insanoğlu birçok dalda sınıra dayandı.

Atletizmde dünya rekorları giderek daha zor kırılıyor. Öyle ki 2003 sezonunda erkek atletler hiçbir olimpik dalda rekor kıramadılar. Özellikle atma ve atlamalarda 1990’dan önce kırılan dünya rekorlarına yaklaşan atlet çıkmıyor. Bugünün atletleri birkaç metre daha düşük derecelerle şampiyonlukları kazanıyor.
Avustralyalı Gerald Lawson 1997’de yaptığı öngörülerde birçok dünya rekorunun 2015’te bile kırılamayacağını söylüyor. Lawson’a göre birçok dalda insanoğlu sınıra dayandı ve örneğin Michael Johnson’ın 200 metre rekoru uzun bir süre kırılmayacak.
Aynı durum kadınlar sprint dalları için de geçerli. 100, 200 ve 400 metredeki dünya rekorları 15 yıldır kırılamıyor. Türkiye rekorları ise birçok dalda dünya rekorlarından çok geride. 200 metre ve 400 metre erkeklerdeki rekor dereceleri1932’de dünya rekoru olarak koşulmuş. Kadınlarda durum biraz daha iyi. Elvan Abeylegesse Türkiye’nin ilk dünya rekortmeni oldu. Ayrıca, Süreyya Ayhan, Ebru Kavaklıoğlu ve Nora Güner gibi atletler dünya rekorlarına daha yakın dereceler koştular
.
Tribünlerdeki binlerce göz nefesini tutmuş 1996 Atlanta Olimpiyatları’nın en heyecanlı anlarından birine tanıklık etmek üzere. Altın renkli ayakkabılarıyla Michael Johnson start noktasında hazır işaretini bekliyor. 200 metre finalinin mutlak favorisi ABD’li atlet öylesine konsantre olmuş ki tabancanın patlamasıyla ok gibi fırlıyor. İlk 100 metreyi önde geçip son düzlüğe Namibyalı rakibi Fredericks’in bir metre önünde giriyor. Son düzlükte sanki vites değiştirir gibi daha da hızlanıyor, farkı giderek açıyor.
Olimpiyat altını kazandığını zaten herkes biliyor. Gözler dünya rekoru derecesine kitleniyor. Johnson 3.5 metre farkla bitiş çizgisini geçerken skorborddaki dereceye kimse inanamıyor: 19.32 saniye. Henüz altı hafta önce kırdığı rekoru 1 Ağustos akşamı paramparça ederken insanoğlunun kapasitesini de gösteriyor. Bu 200 metre finalinde kendini o kadar zorluyor ki, baldırını bile sakatlıyor. Yarış sonrası skorbordun yanında poz verirken bacağına bandajlanmış buz torbası dikkatlerden kaçmıyor.
Bu müthiş performansı alkışlarken akla bir yandan da şu soru geliyor: Atletizmde rekorlar nereye kadar gidebilir? Sprinterler ne kadar hızlı koşabilir, yüksek atlamacı kaç metreye kadar zıplayabilir veya bir atıcı çekicini kaç metreye fırlatabilir? Örneğin World Record Breakers (Dünya Rekortmenleri) kitabının yazarı Avustralyalı Gerard Lawson’a göre Johnson 1996’da öyle akıldışı bir rekor kırdı ki, 19.32’lik rekorun yanına bir kuşak boyunca hiçbir atlet yaklaşamayacak.
Lawson, 1997’de yayımlanan kitabında 2015’te bile 200 metre rekorunun kırılamayacağını öngörüyordu. Nitekim aradan sekiz yıl geçmesine karşın 200 metre dünya rekoruna yaklaşan bir atlet çıkmadı. Johnson 2000’de atletizmi bıraktıktan sonra 19.85’ten daha hızlı koşan bir atlet de çıkmadı. Bundan sonra ancak Johnson’ın yeteneğine ve azmine sahip bir atlet, ideal koşulları bulursa rekoru zorlayabilir. Johnson bile çok parlak kariyerine karşın ilk dünya rekorunu kırmak için 1996’ya kadar uğraştı.

ATLAMALARDA REKOR UNUTULDU


Bu durum bir tek erkekler 200 metrede geçerli değil. Özellikle atma ve atlama disiplinlerinde birçok rekor yıllardır kırılamıyor.
ABD’li Bob Beamon’ın 1968’de kırdığı efsanevi 8.90 metrelik uzun atlama rekoru tam 23 yıl kırılamamıştı. 1991’de vatandaşı Mike Powell rekoru 5 santim farkla yeniledi. Ama, Powell’ın derecesi rekor listesine demir attıktan sonra sular duruldu. Bugünün uzun atlamacıları 8.50 metrenin ötesine atlamakta zorlanıyor.
Örneğin bu yılın(2004) en iyi derecesini 8.44 atlayan ABD’li Dwight Philips yaptı. Bunun üzerine Powell (41), altı yıl aradan sonra spora dönüp olimpiyat elemesine katılmayı bile düşündü. En büyük hayali kendi rekorunun bir 13 yıl daha kırılmadığını görmek.
Yüksek atlamada Kübalı Javier Sotomayor’un 2.45 metresi Kaf Dağı gibi duruyor. Değil rekoru zorlamak, yanına yaklaşan bile çıkmıyor. Sırıkla atlamada Ukraynalı Sergey Bubka’nın her ay rekor kırdığı dönem çok geride kaldı. En son atladığı 6.14 metre 10 yıldır kırılamıyor.
Atmalara gelince, cirit atma dışındaki üç dal, gülle, disk ve çekiçte 15 yıldır rekorlara kimse yaklaşamadı. 1990’dan sonra doping kontrolünün sıkılaştırılması atma dallarında rekor çıkmamasının en büyük nedeni olarak gösteriliyor.
Örneğin kadınlar arasında bu yıl gülleyi 20 metrenin üzerine fırlatan sadece üç atlet çıktı. Halbuki Sovyet Lisovskaya’nın dünya rekoru 22.63 metre. Disk atmada dünya rekoru 76.80 metreyken bu yılın en iyi derecesi Rus Sadova’ya ait: 68.63 metre.


REKORDA AFRİKA DÖNEMİ

Buna karşın erkeklerde orta ve uzun mesafede 15 yıldır Afrikalı atletler kırılmadık rekor bırakmadı. Özellikle Doğu Afrikalı iki ülke Kenya ve Etiyopya’dan çıkan atletler 5000 ve 10000 metre dünya rekorlarını beklenmedik derecede geliştirdiler.
1994’ten bu yana 5000 metre rekoru üç ayrı atlet tarafından tam 21 saniye geliştirildi. Son olarak geçen 31 Mayıs’ta Etiyopyalı Kenenisa Bekele (22) 12.37,35 ile vatandaşı Gebreselassie’nin rekorunu kırdı. Bekele 8
Haziran’da yine Gebreselassie’nin 10 bin metre rekorunu 26.20,31 ile kırdı. Böylece 1993’ten bu yana Kenyalı, Etiyopyalı
kırılması zor atletizm rekorları...


Atletizmde dünya rekorları giderek daha zor kırılıyor. Öyle ki 2003 sezonunda erkek atletler hiçbir olimpik dalda rekor kıramadılar. Bilim adamlarına göre insanoğlu birçok dalda sınıra dayandı.

Atletizmde dünya rekorları giderek daha zor kırılıyor. Öyle ki 2003 sezonunda erkek atletler hiçbir olimpik dalda rekor kıramadılar. Özellikle atma ve atlamalarda 1990’dan önce kırılan dünya rekorlarına yaklaşan atlet çıkmıyor. Bugünün atletleri birkaç metre daha düşük derecelerle şampiyonlukları kazanıyor.
Avustralyalı Gerald Lawson 1997’de yaptığı öngörülerde birçok dünya rekorunun 2015’te bile kırılamayacağını söylüyor. Lawson’a göre birçok dalda insanoğlu sınıra dayandı ve örneğin Michael Johnson’ın 200 metre rekoru uzun bir süre kırılmayacak.
Aynı durum kadınlar sprint dalları için de geçerli. 100, 200 ve 400 metredeki dünya rekorları 15 yıldır kırılamıyor. Türkiye rekorları ise birçok dalda dünya rekorlarından çok geride. 200 metre ve 400 metre erkeklerdeki rekor dereceleri1932’de dünya rekoru olarak koşulmuş. Kadınlarda durum biraz daha iyi. Elvan Abeylegesse Türkiye’nin ilk dünya rekortmeni oldu. Ayrıca, Süreyya Ayhan, Ebru Kavaklıoğlu ve Nora Güner gibi atletler dünya rekorlarına daha yakın dereceler koştular
.
Tribünlerdeki binlerce göz nefesini tutmuş 1996 Atlanta Olimpiyatları’nın en heyecanlı anlarından birine tanıklık etmek üzere. Altın renkli ayakkabılarıyla Michael Johnson start noktasında hazır işaretini bekliyor. 200 metre finalinin mutlak favorisi ABD’li atlet öylesine konsantre olmuş ki tabancanın patlamasıyla ok gibi fırlıyor. İlk 100 metreyi önde geçip son düzlüğe Namibyalı rakibi Fredericks’in bir metre önünde giriyor. Son düzlükte sanki vites değiştirir gibi daha da hızlanıyor, farkı giderek açıyor.
Olimpiyat altını kazandığını zaten herkes biliyor. Gözler dünya rekoru derecesine kitleniyor. Johnson 3.5 metre farkla bitiş çizgisini geçerken skorborddaki dereceye kimse inanamıyor: 19.32 saniye. Henüz altı hafta önce kırdığı rekoru 1 Ağustos akşamı paramparça ederken insanoğlunun kapasitesini de gösteriyor. Bu 200 metre finalinde kendini o kadar zorluyor ki, baldırını bile sakatlıyor. Yarış sonrası skorbordun yanında poz verirken bacağına bandajlanmış buz torbası dikkatlerden kaçmıyor.
Bu müthiş performansı alkışlarken akla bir yandan da şu soru geliyor: Atletizmde rekorlar nereye kadar gidebilir? Sprinterler ne kadar hızlı koşabilir, yüksek atlamacı kaç metreye kadar zıplayabilir veya bir atıcı çekicini kaç metreye fırlatabilir? Örneğin World Record Breakers (Dünya Rekortmenleri) kitabının yazarı Avustralyalı Gerard Lawson’a göre Johnson 1996’da öyle akıldışı bir rekor kırdı ki, 19.32’lik rekorun yanına bir kuşak boyunca hiçbir atlet yaklaşamayacak.
Lawson, 1997’de yayımlanan kitabında 2015’te bile 200 metre rekorunun kırılamayacağını öngörüyordu. Nitekim aradan sekiz yıl geçmesine karşın 200 metre dünya rekoruna yaklaşan bir atlet çıkmadı. Johnson 2000’de atletizmi bıraktıktan sonra 19.85’ten daha hızlı koşan bir atlet de çıkmadı. Bundan sonra ancak Johnson’ın yeteneğine ve azmine sahip bir atlet, ideal koşulları bulursa rekoru zorlayabilir. Johnson bile çok parlak kariyerine karşın ilk dünya rekorunu kırmak için 1996’ya kadar uğraştı.

ATLAMALARDA REKOR UNUTULDU


Bu durum bir tek erkekler 200 metrede geçerli değil. Özellikle atma ve atlama disiplinlerinde birçok rekor yıllardır kırılamıyor.
ABD’li Bob Beamon’ın 1968’de kırdığı efsanevi 8.90 metrelik uzun atlama rekoru tam 23 yıl kırılamamıştı. 1991’de vatandaşı Mike Powell rekoru 5 santim farkla yeniledi. Ama, Powell’ın derecesi rekor listesine demir attıktan sonra sular duruldu. Bugünün uzun atlamacıları 8.50 metrenin ötesine atlamakta zorlanıyor.
Örneğin bu yılın(2004) en iyi derecesini 8.44 atlayan ABD’li Dwight Philips yaptı. Bunun üzerine Powell (41), altı yıl aradan sonra spora dönüp olimpiyat elemesine katılmayı bile düşündü. En büyük hayali kendi rekorunun bir 13 yıl daha kırılmadığını görmek.
Yüksek atlamada Kübalı Javier Sotomayor’un 2.45 metresi Kaf Dağı gibi duruyor. Değil rekoru zorlamak, yanına yaklaşan bile çıkmıyor. Sırıkla atlamada Ukraynalı Sergey Bubka’nın her ay rekor kırdığı dönem çok geride kaldı. En son atladığı 6.14 metre 10 yıldır kırılamıyor.
Atmalara gelince, cirit atma dışındaki üç dal, gülle, disk ve çekiçte 15 yıldır rekorlara kimse yaklaşamadı. 1990’dan sonra doping kontrolünün sıkılaştırılması atma dallarında rekor çıkmamasının en büyük nedeni olarak gösteriliyor.
Örneğin kadınlar arasında bu yıl gülleyi 20 metrenin üzerine fırlatan sadece üç atlet çıktı. Halbuki Sovyet Lisovskaya’nın dünya rekoru 22.63 metre. Disk atmada dünya rekoru 76.80 metreyken bu yılın en iyi derecesi Rus Sadova’ya ait: 68.63 metre.


REKORDA AFRİKA DÖNEMİ

Buna karşın erkeklerde orta ve uzun mesafede 15 yıldır Afrikalı atletler kırılmadık rekor bırakmadı. Özellikle Doğu Afrikalı iki ülke Kenya ve Etiyopya’dan çıkan atletler 5000 ve 10000 metre dünya rekorlarını beklenmedik derecede geliştirdiler.
1994’ten bu yana 5000 metre rekoru üç ayrı atlet tarafından tam 21 saniye geliştirildi. Son olarak geçen 31 Mayıs’ta Etiyopyalı Kenenisa Bekele (22) 12.37,35 ile vatandaşı Gebreselassie’nin rekorunu kırdı. Bekele 8
Haziran’da yine Gebreselassie’nin 10 bin metre rekorunu 26.20,31 ile kırdı. Böylece 1993’ten bu yana Kenyalı, Etiyopyalı ve Faslı atletler rekoru tam 52 saniye aşağı çektiler. Halbuki 1965’ten 1993’e dünya rekoru sadece 31 saniye gelişebilmişti. 3000, 3000 steeple,
1500 metre ve 1 milde de son 10 yıl içinde dünya rekorları bu kez Kuzey Afrikalı Nureddin Morseli ve Hişam El Geruj gibi atletler tarafından birçok kez kırıldı
ve Faslı atletler rekoru tam 52 saniye aşağı çektiler. Halbuki 1965’ten 1993’e dünya rekoru sadece 31 saniye gelişebilmişti. 3000, 3000 steeple,
1500 metre ve 1 milde de son 10 yıl içinde dünya rekorları bu kez Kuzey Afrikalı Nureddin Morseli ve Hişam El Geruj gibi atletler tarafından birçok kez kırıldı
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:32

SAYILARIN SEMBOLİZMİ


Sembol sözcüğü etimolojik olarak Latince Symbolum sözcüğünden Fransızca’ya, oradan da Türkçe’ye geçmiştir. Sözcüğün ilk anlamı tanınma işaretidir. Kökeni ise Yunanca’daki, sumbolon sözcüğüdür. İşaret,sembol, alegori anlamına gelen sözcüğün kökeninde zaten birlikteliği belirten sum- ön eki vardır.

Sözcük anlamı olarak sembol , “Biçimi ya da doğası ile bir düşünceyi ya da düşünceler bütününü çağrıştıran nesne ya da resim” demektir. Meydan Larousse ise sembol tanımını “Duyularla algılanamayan bir şeyi belirten somut şey veya işaret” şeklinde vermektedir :

Yine Meydan Larousse’a göre sembolizm, “Olguları yorumlamaya veya inançları anlatmaya yarayan semboller sistemi” olarak tanımlanmıştır.

İnsanlar ilk çağlardan beri sembolleri kullanagelmişler, dönemlerinin, kendilerine göre özel ve gizli kalması gereken, bilgilerini bazı semboller aracılığı ile anlatmışlardır. İlk çağlarda evren ile ilgili bilgiler, psikoloji ile ilgili bilgiler, ezoterik bilgiler hep semboller aracılığı ile aktarılmıştır.

Mitler, efsaneler, folklorik öyküler, hatta masallar ve çeşitli sanat eserleri bizlere bu sembollerin aktarılmasını sağlamışlardır.

Burada karıştırılmaması gereken işaret ile sembol arasındaki farktır. Sembol belli bir düşünceyi ve olguyu ifade etmek için kullanılır. İşaret ise bir düşünceden çok bir hareketi ya da eylemi ifade eder. Örneğin kırmızı, trafikte dur işaretidir, ama kanı sembolize ettiği için durulması, dikkat edilmesi gereken yerlerde kullanılır. A, harf olarak bir nidayı işaret eder, ancak sembol olarak boğa çağından beri boğayı sembolize eder, çünkü ters dönmüş düşünürsek V, boğa başına benzer. Örnekleri çoğaltabiliriz, ancak bu konuya vakıf olması gereken bazı yazarların da bunu karıştırması üzücüdür.

Sembollere geri dönersek, her sembolün, kendi döneminde bir düşünceyi anlatmak için kullanıldığıdır. Başka bir deyişle bir sembolü yorumlarken kendi döneminde ele almak gerekmektedir. Bunun bir istisnası ezoterik sembolizmdir.

Ezoterik öğretiler yıllar boyu üstatlar tarafından aktarılarak geldiği ve olabildiğince bozulmadığı için semboller uzun süreler anlamlarını korumuşlardır

Bunun tam tersi olarak sembol anlam değiştirmiş de olabilir. Yunan kültüründe Athena’ya ait olup aklı ve bilgeliği temsil eden baykuş , yine aynı coğrafyada, Anadolu’da uğursuz bir haberi de, uğursuzluğu da sembolize etmektedir. O dönemde rüyasında baykuş gören biri bunu bilgelik olarak yorumlarken, günümüzde uğursuzluk olarak yorumlanmaktadır.

Sembollerle ilgili olarak bilinmesi gereken bir husus da, bir sembolün birden fazla anlamı olabileceğidir. Kişinin tekamül seviyesine göre sembollerin içindeki derin anlamı anlaması olanaklı olacaktır. Bir başka deyişle sembollerin açıklamaları çeşitli seviyelerde olabilir, bunların anlaşılması ancak o yolda alınan yol ile orantılıdır. Bu da semboller yoluyla aktarılan ezoterik öğretilerin sadece inisiye olanlar tarafından anlaşılması açısından önemlidir.

Semboller üzerine çok şey yazılabilir ancak bunları başka yazılara bırakıp konumuz olan sayıları inceleyelim .

Eşyaların niceliklerini belirtmek için kullanılan sayılar çağlar içinde sembolik anlamlar kazanmışlar ve bunları günümüze taşımışlardır. Burada şimdilik ilk on sayının sembolizmine bakarak konuyu daha iyi anlayabiliriz.


BİR :


Bir sayısı sembolik olarak herkesin ilk defada söyleyebileceği gibi TEK olanı, MUTLAK olanı sembolize etmektedir.

İslam’da bir olan, tek olan Allah’tır. Allah sözcüğünün ilk harfi olan elif 1 şeklindedir ve ebcet hesabındaki değeri 1’dir.

Bir sayısının bir başka özelliği de kendinden önce başka sayı gelmemesidir. Kendinden önce gelen sıfır hiçliği sembolize eder. Bir ise hiçliği takip eder ve diğer sayılar ondan türer. Burada Bir’in yaratılıcılık işlevi de ortaya çıkar. Tarot destesindeki bir numaralı kart olan Büyücü de başlangıç ve yaratılış anlamındadır.

Bu bağlamda Yunan alfabesindeki alfa (a) da başlangıcı temsil eder. İbrani alfabesindeki alef ise başlangıç olduğu gibi, bir inanışa göre diğer bütün harfler ondan türer.

Bir sembolizmi üretkenlikte de ortaya çıkmaktadır. Ataerkil toplumlarda üreme sembolü olan fallus da 1 şeklinde sembolize edilir.

Bazı yazarlar göre 1 ayakta duran insanı da sembolize etmektedir. Bir için başka sembol açıklamaları da vardır. Güneş de bir tanedir ve bu yüzden Mutlak Bir’in sembolü olarak Güneş de kullanılmıştır.


İKİ :

İki sayısının sembolizminde akla gelen kuşkusuz evrendeki düaliteyi sembolize ettiğidir.

İlk toplumlarda etraftaki en ulu kavramlar tekti ; Dünya, Güneş, Toprak Ana..gibi. Ancak erkeğin üremedeki rolünün ataerkil toplumlar tarafından ön plana çıkartılması evrendeki düailitenin de ön plana çıkmasına neden olmuştur. Dünya/öteki dünya , Güneş/Ay, Toprak Ana/Erkek Tanrı (Kybele/Attis gibi) düalite, hatta kadın/erkek, dişil/eril, sıcak/soğuk, gündüz/gece gibi ikilikler vurgulanmaya başlanmıştır.


ÜÇ :

“Allah’ın hakkı üçtür”. Küçüklüğümüzden beri duyduğumuz bu söz üç sayısının kutsallığı hakkında gereken bilgiyi vermektedir. Hıristiyan toplumda yetişen biri ise kutsal üçlemeden bu sayının kutsallığına aşinadır.

Üç sayısı eski toplumlarda gök-yer-yeraltı üçlemesi ile kutsaldı. Üçleme Mısır mitolojisinde İsis-Osiris-Horus şeklindedir. Yunan mitolojisinde ise bu Zeus-Poseidon-Hades (Gök ve yer-Deniz-Yer altı) şeklinde varolmuştur. Hristiyan inancında ise Baba-Oğul-Kutsal Ruh üçlemesine dönüşmüştür. (Bazı yerlerde Baba-Oğul-Meryem şeklinde). Bu üçleme İslam’da bazı mezheplerde Allah-Muhammet-Ali şeklinde görülmektedir.

Üçlemenin bir sembolik yanı da kutsal birleşme ve doğan çocuktur , bir başka deyişle baba-anne ve çocuk da bir üçlemedir.

Bir başka üçleme de Beden-can-ruh üçlemesi olarak gösterilebilir.

Sayı olarak üç kendisinden önce gelen iki sayının toplamı olarak da (1+2=3) önemlidir.

Üç sayısı sembolik anlamlarının bir bölümünü üçgen şekline de devretmiştir. Üçgen sembolizmi ile üç sayısının sembolizmi arasında benzerlikler vardır.


DÖRT :

Dört sayısının sembolizmi çok ilginçtir. Dört bir çok farklı şeyi ifade edebilir.

Bir masayı gözümüzün önüne getirebileceğimiz gibi en sağlam denge dört ayak üzerinde olur. Bir çok hayvan da dört ayağı üzerinde durmaktadır. İnsan da emeklerken dört ayağı üzerinde emekler. Böylece dört sağlamlığı düşündürtmüştür. Dilimizde varolan “dört elle sarılmak”, “gözünü dört açmak” gibi deyimler de yapılan işin sağlamlığını belirtmektedir.

Dört ayrıca dört temel yön ile de alakalıdır. Böylece etrafımızın dört parçaya ayrıldığını kabul edebiliriz. Aynen “dünyanın dört bucağı” deyiminde olduğu gibi.

Dört sayısı aynı zamanda dört elementi de (Ateş-Hava-Toprak_su) sembolize eder. Böylece dört, dünyanın yapı taşı olarak da yer alır.

Hıristiyanlıktaki haç, dört İncil, İslam’daki dört büyük melek, dört halife bu sembolizmle alakalıdır.


BEŞ :

Beş genelde yaşadığımız dünyayı ve insanı sembolize eder. Teozoflara göre günümüzdeki insanlık beşinci kök ırktır.

Beş, elimizdeki beş parmaktan dolayı da önemlidir. Eski mağara yerleşimlerine bakarsak insanların erleştikleri bölgelerde beş parmak izlerini de görürüz.

Beş sayısı dört elementle de ilgilidir. Eski çağlarda dört elementi bir arada tutan bir beşinci elementin varlığı düşünülmüştür.

Sembolizmde beş köşeli yıldız yaşamın sembolü olarak da kullanılmıştır.

Beş vakit namaz, İslam’ın beş şartı, beş ile ilgili sembolizme örnek olarak verilebilir.


ALTI :


Altı sayısının sembolizmi üzerinde düşününce kuşkusuz akla ilk gelen Süleyman’ın mührü olacaktır. İçiçe geçmiş iki eşkenar üçgenden oluşan bu şekil altı köşelidir. Çok eski çağlardan beri kullanıldığı düşünülmektedir.

Yukarı bakan üçgenin tekamül ederek tanrıya ulaşan ruhu, aşağıya bakan üçgenin ise toprağa dönüşü temsil ettiği düşünülmektedir. Bir başka açıklamaya göre ise yukarı çıkan ateşi ve aşağıya akan suyu sembolize etmektedir.

Altı sayısı 3+3 ‘tür. Bir özelliği de 1x2x3 olmasıdır. 6 sayısının ayrıca bölenlerinin {1,2,3} toplamı da kendisine eşittir. Böylece altı mükemmel bir sayı olarak düşünülmüştür.

Tanrının dünyayı altı günde yaratması da altının mükemmel olma özelliği ile alakalı olabilir.


YEDİ :

Yedi ile ilgili sembolizm her ana karşımıza çıkmaktadır.

Yedi sayısı ile ilgili sembolizmin kökeninde eskiden yedi gezegen olduğuna inanılması vardır. Dünya sabit, bütün gezegenlerin onun etrafında döndüğüne inanıldığı için bu gezegenler Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn, Ay ve Güneş’tir. Eskiden her gezegenin bir gök katında olduğu düşünülmekte olduğundan “Göğün yedi katı” deyimi o günlerden kalmadır. Aynı şekilde “yukarıda olan aşağıda olanla aynı olduğu” için yerin de “yedi katı” vardı. Bazı ezoterik öğretilerdeki yedi basamaklı inisiyasyon da sembolik olarak göğün yedi katına ulaşmayı ifade etmektedir.

Eskiden her gezegene bir kutsal gün olduğu için bir haftada yedi gün vardır. Haftanın günlerinden Pazartesi Ay, Salı Mars, Çarşamba Merkür, Perşembe Jüpiter, Cuma Venüs, Cumartesi Satürn , Pazar ise Güneş ile alakalıdır.


SEKİZ :


Sekiz , yedi kat gökyüzü inancının bir uzantısı olsa gerek tanrı katını temsil etmektedir. İslam’da sekizin Cennet’i temsil ettiği de düşünülmüştür. Ayrıca sekiz cennet ve yedi cehennem olduğu inancı da bu sembolizmle alakalıdır.

Hıristiyanlıkta ise gökyüzü tahtını sekiz melek taşır. Aynı inancın benzeri İslam’da da vardır.

Sekiz aynı zamanda tutulan yolda sonuna gelmeyi de, mükemmelleşmeyi de ifade eder. Budizm’deki sekiz yapraklı lotus çiçeği de sekiz aşamalı bir sistemin sembolüdür. Aynı şekilde Tapınakçılar arasında da sekiz aşamalı bir inisiyasyon sistemi de vardır.


DOKUZ :

Dokuz eski sembolizm de bir bitişi göstermektedir. Zaten tek haneli sayıların sonuncusudur. Dokuz üçün k****i olduğundan da bir erişilen noktayı , tamam olmayı göstermektedir.

Ancak dokuz sonun olduğu yerde başlangıcın da olması gibi başlangıcı da haber verir.

Eskiden göğün dokuz katı olduğu inancı da yaygındı. Buna göre dünya + 7 yıldız katı + sabit yıldızların olduğu kat , dokuz kat etmekteydi. İlginç olan bir başka husus da eski Türk inançlarında da göğün dokuz katı olduğuna inanılmasıdır. Aynı inanç Meksika’da da vardır. Aztekler yerin dokuz kat altı olduğuna da inanmaktaydı.


ON :

On en eski zamanlardan beri belki de ilk dört sayının toplamı olmasından ötürü mükemmelliği temsil ediyordu. (1+2+3+4=10)

İki elin parmaklarının sayısı olması da tamlığı ve mükemmelliği gösteriyordu.

Musa’ya gelen on emrin de bu sembolizmle alakası vardır. Ayrıca Zohar’da ifade olunduğu gibi evren on sözcükle yaratılmıştır.

Mayalarda on sayısı bir destenin sonu olduğu için sonu da sembolize etmekteydi. Ancak her kültürde olduğu gibi bu bitiş aynı zamanda bir başlangıcı da göstermekteydi.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:36

GÖZÜMÜZ KAÇ MEGAPİKSEL ?

Günlük hayatta "vay be, adamın cep telefonunun kamerası 2.0 MP" ya da bende bir makine var "12 MP" gibi sözler duyarız ve "vay be, teknoloji nerelere kadar geldi" deriz. Hatta bazen "ya bu kamera benim gözümle gördüğümden de net çıkarıyor görüntüleri" dediğimiz bile olur. İşin aslını yapılan araştırmalar gösteriyor ve vücudumuzun günümüz teknolojisinin ne kadar ilerisinde olduğunu ortaya koyuyor.

Gözümüz tek bir taslak üzerinde kurgulanmış anlık çekimleri yakalayan bir fotoğraf makinesi değildir. Daha çok bir video silsilesine benzemektedir. Gözümüz, küçük açılarla, anlık hareket eder ve etrafımızdaki detayları beyne yansıtmak için sürekli kendisini günceller. Ayrıca iki tane gözümüz vardır ve beynimiz, çözünürlüğü daha da arttırmak için her iki gözden gelen sinyalleri toplamaktadır. Daha fazla bilgi toplamak için de haliyle gözümüzü, gördüğümüz şeyin etrafında hareket ettiririz. Bu nedenlerden dolayı, göz ve beyin birlikteliği, retinadaki foto-alıcıların sayıca fazlalığı sayesinde,bir makinede olabileceğinden çok daha yüksek çözünürlükte veriler elde etmemizi sağlar. Aşağıda verilen eşdeğer megapiksel değerler, insan gözünün bir manzarayı ne kadar netlikte gördüğünü açıklayan bilimsel bir detaydır.


Yukarıdaki insan gözünün çözünürlüğünü sağlamaya neden olan veriler ışığında,şimdi önce küçük bir örnekle başlayalım: Şimdi önünüzde 90 a 90 derecelik açıda (gözümüzün açıları yani) bir görüntünün olduğunu farz edelim, aynen pencereden dışarıdaki bir manzarayı seyredermiş gibi. Bu durumda piksel sayıları ortalama bir göz için:


90 derece * 60 arc-dakika/derece * 1/0.3 * 90 * 60 * 1/0.3 = 324,000,000 piksel (324 megapiksel) olur.


Gerçekte her an bu kadar çok çözünürlük elde etmiyoruz, ama gözümüz bir manzarada istediğiniz tüm detayları görmenize olanak sağlamak için sürekli istediğiniz detayın etrafında hareket eder. Ama insan gözü, bu açıdan çok daha fazla bir açı görür ki bu da 180 dereceye yakındır.Biraz küçük düşünüp 120 derecelik bir açıyla bakabildiğimizi varsayacak olsak bile:


120 * 120 * 60 * 60 / (0.3 * 0.3) = 576 megapiksel verisini elde ederiz.


İnsan gözünün görebileceği gerçek açı değeri şüphesiz ki çok daha fazla çözünürlüğe tekabül eder. Bu yapıdaki (çözünürlükteki) bir veriyi kaydetmek içinse, çok fazla alana kayıt imkanı sağlayabilecek kadar gelişmiş bir kamera olması lazım.


Şimdi teorik bilgiyi bir kenara bırakıp , sözün özünü aktaracak olursak, pencere gibi sınırları olan bir alandan dışarıya baktığınızda gördüğünüz manzara, beyninizde 324 megapiksele eşdeğer olarak yer alıyor. Eğer görüntünüzü engelleyecek bir maniniz yoksa, 576 MP.


Böyle bir teknoloji harikası olan gözünüze gözünüz gibi bakın.
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:37

Bilim adamlarının asırlardır kimyasındaki esrarı çözmek için çalışmalarını sürdürdüğü örümcek ağlarının, aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu belirlendi.

Taklit edilmesi durumunda teknoloji ve endüstride kullanılabileceği pek çok alan hayal bile edilemezken, örümcek ağlarının kimyasal özellikleri sebebiyle gerçek birer mühendislik mucizesi olduğu bildirildi. Uzmanlar iz bırakmayan ameliyat ipliklerinden, çok hafif kablolara, kurşun geçirmez kumaşlardan esneyen emniyet kemerlerine kadar pek çok alanda kullanılacak olan ağların esrarını çözmeye çalışırken ilginç bulgulara ulaştı.

Çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ipliğinin aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu tespit edilirken, ağın kendi uzunluğunun 4 katı kadar esneyebildiği kaydedildi. Ayrıca son derece hafif olma özelliğini de bünyesinde barındıran örümcek ağları, dünyanın çevresi boyunca uzaması halinde 320 grama ulaşıyor.

Örümceklerin 380 milyon yıldır ördükleri ipliklerin hammaddesinin saç, tırnak, tüy ve deri gibi birbirinden çok farklı maddelerin yapı taşı olan "keratin" adlı proteinden oluştuğunu belirleyen zoologlar, gerilme esneklikleri çok fazla olan örümcek ipeğini kopartmak için gereken enerjinin, benzer biyolojik materyalleri koparmak için gereken enerjiden on kat daha fazla olduğunu ortaya çıkardılar.

Renk körü olan örümceklerin bozulan ağını yiyerek yeniden iplikçik ürettiği de kaydeden uzmanlar, ağların tamamen geri dönüşümlü olması sebebiyle araştırmalarını aralıksız olarak sürdürüyor.

avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:37

En İyi Temizlik Maddesi Kolanın zararlı olduğunu biliyorduk.Ama bu kadar zararlı olduğunu tahmin bile edmezdik.
Eğer inanmıyorsanız deneyebilirsiniz

TUVALETİ TEMİZLEMEK İÇİN:
Bir kutu kolayı klozetin içine dökünüz. Bir saat kadar bekleyiniz ve
sifonu çekiniz. Koladaki sitrik asit hela başındaki lekeleri yok
edecektir.
KROM TAMPONLARDAKI PAS LEKELERINI YOK ETMEK İÇİN :
Arabanın tamponunu Coca Cola''ya batırılmış bir sigara paketinin
içindeki alüminyum folyosuyla iyice ovunuz. Tertemiz olacaktır.
AKÜ KUTUP BAŞLARINDA ÇAPAĞI TEMİZLEMEK İÇİN :
Bir kutu kolayı kutup başlarına dokun ve bütün
çapak yok olsun.
PASLANMIŞ BİR CiVATAYI SÖKMEK İÇİN :
Coca-Colaya batırılmış bir bezi bir kaç dakika paslı
cıvatayı
uygulayınız. Bir kaç dakika sonra rahatlıkla dönecek
ve çıkacaktır.
ELBİSENİZDEKİ YAĞ LEKESİNİ ÇIKARMAK İÇİN :
Bir kutu kolayı lekeli giyeceklerin üstüne boşaltın,
Deterjanı
ekleyin ve her zaman yıkadığınız gibi yıkayın. Coca-
cola yağ
lekelerinin yok olmasına yardım edecektir.
Ayrıca ; Araba ön camlarındaki her türlü kuş pisliği yapışan sinekler veya ağaçlardan dökülen toz , polen, yapışkan maddelerin çıkarılmasıen iyi madde COCA COLA + PEPSI ''dir.
* * *
Peki nedir bu Cola''nin bu kadar etkileyici temizliklerde bile kullanılabilmesinin sebebi? Coca-Cola ve Pepsi''nin ortalama pH değeri 3.4 tur. Bu asidi de dişleri ve kemikleri eritmek için yeterlidir. Temizliklerde bu kadar etkili olmasının sebebi budur. Aslına bakarsanız Cola ile dünyada kimsenin tavsiye edemeyeceği KARBONDİOKSİT içiyoruz. Hani şu dışarı atmak için devamlı nefes alıp verdiğimiz, atmak için uğraştığımız KARBONDİOKSİT...!
2001 yılında Delhi Üniversitesinde "kim daha fazla Coca-Cola içecek",diye bir yarışma yapıldığında, sekiz litre Coca-Cola içerek kazanan ve 10 dakika içerisinde herkesin gözü önünde ölen kişinin haberini duymuşsunuzdur . Neden öldü? Çünkü çok fazla karbondioksit almıştı ve kanında yeterli oksijen yoktu.
Başka bir örnek: Kırılmış dişinizi bir şişe Coca Cola''in iine koyun ve 10 gün sonra bakın... Diş 10 günde büyükoranda erir. Halbuki dişler ve kemikler ölümden sonra bile en fazla dayanabilen organlarımızdır ...
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:38

Dünyanin en gizemli 10 nesnesi
Focus dergisinde bugünün teknolojisiyle bile üretilmesi ve açıklanması zor olan gizemli nesnelerden bazilari tanitilmis vakti zamaninda.

Gelecegi gören harita

Cografya ve harita uzmani ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdigi Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya çikarildigi 1929 yilinda ortaligi karistirdi. Çünkü Güney Kutbu'nun kesfi, haritanin çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçeklesmisti. Dahasi, Piri Reis'in haritasi, kitanin buz altinda kalmis sahil kesimlerini de gösteriyordu.
Ancak kita üzerindeki buzlar, haritanin çizilmesinden tam 6 bin yil önce erimisti.

===============================================

2 bin yillik pil
Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafindan 1938'de Irak'in baskenti Bagdat'in yakinlarinda bulunan 2 bin yillik pil, bilim adamlarini saskina düsürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabin içine monte edilmis bir bakir silindir, onun etrafindaki demir çubuk ve testinin agzini kapatan asfalttan olusan bu nesneyi "dünyanin en eski pili" olarak tanimladi. Pilin 2 volt enerji ürettigi saptanirken, 1800'lü yularda modern pili icat eden
Alessandro Volta adli Italyan kontunun da söhretine gölge düstü.

===============================================

Bir nevi bilgisayar
1900 yilinda Girit açiklarindaki bir batikta arastirma yapan bilim adamlari ilginç bir cisme rastladi. Tahta bir muhafazanin içine yerlestirilmis bir dizi bronz disliden olusan bu garip nesnenin kasasi, yüzeye çikarildigi anda dagildi ve cihazin içindeki karmasik yapi ortaya çikti. Yapilan çalismalarin ardindan, bu aygitin Ay, Günes ve diger gezegenlerin konumlarini hesaplamak ve istendigi anda bunlarin pozisyonlarina yönelik tahminlerde bulunmak için gelistirildigi anlasildi.

===============================================

Gizemli kuru kafa
Maya dönemine ait 1000 yillik bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal
üzerine oyma olarak yapilmis. Nasil yapildigi hala anlasilamayan kuru
kafanin altindan tutulan isik, dogrudan göz çukurundan yansiyor. Bu
teknolojinin bugün bile mümkün olmadigi söyleniyor.

===============================================

Alüminyumdan kemer tokasi
M.S. 300'lü yillarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarinda 1956 yilinda bulunan kemerin tokasi, yüzde 85 oraninda alüminyumdan yapilmis. Ama dogada sadece bilesik olarak bulunan alimünyumun diger maddelerden ayristirilarak tek bir madde olarak kullanilabilmesi ilk kez 19. yüzyilda mümkün olmustu.

===============================================

1000 yilda yapilan kent
Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adasi yakinlarina kurulu antik Nan Madol kentinin insasi, M.Ö 200'de basladi ve 1000 yil sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanilarak yapilan bu kent, 100 yapay adayi kanallarla birbirine bagliyor. Bu kadar bazaltin bölgeye nasil getirildigi ise hâlâ sir.

===============================================

Uzaylilara inis pisti
Peru'nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan üzerine çizili
motifler, M.O. 300 üe M.S. 600 arasindaki dönemi kapsayan hayvan ve bitki sekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti tarafindan yapildigi düsünülen bu garip motiflerin, uzaylilar için bir inis pisti vazifesi gördügü öne sürülüyor.

==============================================

Concorde'un atasi
M.Ö 200'de yapildigi sanilan bu nesne, 1898 yilinda Misir'da bir lahitte
bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne oldugu konusunda kimse bir fikir beyan edememisti. 1972'de arkeolog Halil Mesiha bunun bir model uçak oldugunu, mükemmel bir aerodinamiginin bulundugunu ve kanatlarinin Concorde'u andirdigini iddia etti.

==============================================

Çekicin sirri
Tahta sap ve demir tokmaktan olusan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta 400-500 milyon yillik bir kayanin içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasil girdigi bir yana, çekiçte kullanilan demirin günümüz demirlerinden bile saf olmasi bilim adamlarini hayrete düsürdü.

===============================================


Harçsiz tas set
Peru'nun Cusco bölgesindeki bir Inka kalesinin etrafini 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapiminda, tanesi 300 tona varan kireçtasi bloklari kullanilmis. Ancak hiç harç kullanilmamasina ragmen bu kayalar, arasina biçak bile sokulamayacak kadar mükemmel
yerlestirilmis
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:39






Bu görüntü NASA tarafından çekilmiş ilginç olan bu görüntünün 3000 yılda bir ortaya çıkması, NASA bu resme ALLAH'ın gözü adını vermiş...

not:alıntıdır
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından phoneix_21 Bir 2008-03-24, 18:41

Osmanlı İşkenceleri:

1- osmanlı döneminde idam edilecek adamın yanı başında bir sac hazırlanırmış ve bu sac allttan verilen ateşle iyice kızdırılırmış...kafası kesilen adamın kafasını kestikten hemen sonra bu saca bastırırlarmış...sıcaktan dolayı kan beyinde 2 saniye kadar dolaşacağı için adama yerde duran cansız bedeni son defa gösterilirmiş...

2- suçlunun derisini yüzüp denize atarlarmış...(acıyı tahmin edin artık)

3- suçlu ortası delik bir sandalyeye cıplak bir şekilde oturtulurmuş...bu delik yere içinde fare olan bir kase yerleştirilirmiş...ve kaseyi alttan yavaş yavaş ısıtırlarmış...tabiki sıcağa dayanamayan fare çıkacak biyer bulamayınca suçlunun makattan kemirmeye başlayıp en son ağzından çıkarmış...

4- suçlu güneşin altına ellerinden bağlı biş şekilde yatırılırmış...suçlunun saçları kazınıp kafasına deve derisi geçirilirmiş...deve derisi güneşte eriyip suçlunun kafasına yapışırmış...saçlar deve derisi yüzünden dışarı doğru çıkamayıp içeri doğru çıkmaya başlarmış...bir süre sonra saçların kafatasını delmesiyle beyne ulaştığı anda adam ölürmüş...

5- suçlunun sığabileceği bir çukur kazılır ve suçluya tıkabasa yemek yedirilirmiş...dışkısını da o çukura yapmak zaorunda kaln adam bir süre sonra dışkılarının bedenini çürütmesiyle ölürmüş...

Çin işkenceleri:

1- suçlunun kafası kazınırmış ve suçlu bir direğe hiç hareket edemiyeceği şekilde bağlanırmış...ve üstten damlalar halinde soğuk su damlatılırmış...damlalar bir süre sonra balyoz etkisi yaptığından adamın delirmesi sağlanırmış...

2- suçlunun göz kapaklarına iğne batırılırmış...ve adam bir süre sonra daynamayıp gözlerinin kapatır ve kör olumuş...(adamın biri 2 günün dayanmış en sonunda gözlerinden kan gelmiş ve kapatmak zorunda kalmış)

3- suçlu 10 metre karelik bir odaya kapatılırmış...ve burdan hiç çıkartılmazmış...yemeği düzenli olarak verilen adam tuvalet olmaması nedeniyle tuvaletini odanın bir kenarına yapmak zorunda kalırmış...bir süre sonra yaptığı dışkı ve idrarların zehir salgılamalarından dolayı adam zehirlenerek ölürmüş...

4- suçlunun göz kapakları açık kalacak şekilde tutuluruş...ve belli bir mesafeden ellerinin adamın gözüne doğru ileri geri sallarlarmış...saatlerce süren bu olayın sonunda adam kafayı yermiş...
avatar
phoneix_21
Pro Mod
Pro Mod

Erkek Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 23
Nerden : İST.
Meslek : Öğrenci
Lakap : YOK
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://www.bakteriyiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından A.AlpeR Bir 2008-03-24, 19:00

Saol Paylaşım İçin..
avatar
A.AlpeR
Deneme Mod.
Deneme Mod.

Kadın Mesaj Sayısı : 45
Yaş : 23
Nerden : İsTaNbUL..
Meslek : Öğrenci
Lakap : Tek kaş..:)
Kayıt tarihi : 22/03/08

Kullanıcı profilini gör http://seyrigez.clubme.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından RöNT-GeN Bir 2008-03-24, 19:12

hmm saol...

_________________
MevZu-Bahis Vatan İse Gerisi Teferruhattır...

avatar
RöNT-GeN
ADMİN
ADMİN

Erkek Mesaj Sayısı : 114
Yaş : 24
Nerden : Nereye??
Meslek : Boşş Gezenin Boş kalfası..
Lakap : piec..
Kayıt tarihi : 22/03/08

Kullanıcı profilini gör http://seyrigez.clubme.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından özlem hatip Bir 2008-03-25, 09:39

harikasınız flower

özlem hatip
Yeni üye

Kadın Mesaj Sayısı : 5
Yaş : 23
Nerden : kağıthane
Meslek : öğrenci
Lakap : özoş
Kayıt tarihi : 25/03/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından Kill'EmAll|MetallicA Bir 2008-03-25, 20:04

Berkaycım HEpsi Gzl de Su nasa nın cektıgı resım...

öle bişi olamaz yeni açacağım konuda belirticem
avatar
Kill'EmAll|MetallicA
Yeni üye

Erkek Mesaj Sayısı : 48
Yaş : 23
Nerden : istanbul
Meslek : öğrenci
Lakap : Sato
Kayıt tarihi : 24/03/08

Kullanıcı profilini gör http://seyrigez.clubme.net/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: bir sürü ilginç olay

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz