Bioshock

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Bioshock

Mesaj tarafından J o Y s T ı c k Bir 2008-03-24, 20:19

“Dünya koca bir yalan! Üzerinde yaşayan herkes de bu yalanın gönüllü inananları. Güç odakları var sadece! Güçlü ama haksız, dar kafalı kukla oynatıcıları! Onlar bizim olanı çalıyor ve bize karşı kullanıyor! Onlar bizim onlara verdiklerimizi sahipleniyor ve bizim olanı bize satıyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bizi kısıtlayıp, kendi aptal dogmalarına bizi esir ediyorlar! Oysa insanın emeğinin alın teri kendisinin değil midir? ABD hayır diyor ve emeğimi hiçbir işe yaramayan fakirlere veriyor! Sovyetler Birliği de hayır diyor ve emeğin herkesin olduğunu söylüyor ki tembeller de nasiplensin! Vatikan’daki o semirmiş Papa bozuntusu da emeğimizi Tanrıya emanet ediyor! Neden, kendisi biraz daha semirebilsin diye! Hayır hayır hayır! Ben bu cevapları reddediyorum! Bütün bu aptal oyunlar yerine ben imkansızı seçiyorum, ben Rapture diyorum! Sanatçıların sansürlenmediği, bilim adamlarının din kurallarıyla sınırlanmadığı, endüstrinin tek rakibinin değişim olduğu ütopyam, evim, dünyam Rapture seni de kabul etmek için bekliyor! Emeğinin karşılığında kendi kendinin kralı olmak istiyorsan, sen de alın terinle benim ütopyama katılabilirsin ve göreceksin ki imkansız olan Rapture’yi denizin altında inşa etmek değil, Onu başka bir yerde kurmaktı. İşte bu dostum, Rapture, okyanusun altında güç odaklarının ulaşamayacağı, en iyinin en iyisi insanların kendi kendilerinin kralı olacağı yeni dünya düzeni. Söylemekten gurur duyuyorum ki benim dünyama hoş geldin!” – Andrew Ryan
Okyanusun dibine kurulmuş, muazzam şehir Rapture’yi görünce şehrin kurucusu Andrew Ryan’ı daha iyi anlayacaksınız. Çünkü, BioShock uzun bir bekleme döneminden sonra bize unutulmayacak bir 20-30 saatlik bir macera sunmak için geldi. Hem de ne gelmek! Belki de 2007 yılının en iyi oyunu olabilecek bu şaheser, inanın bana geçerliliğini yıllar boyu da koruyabilecek! Uzun tartışmaların ve bir sürü asılsız bilginin etrafta fink attığı bekleme dönemi sona erdikten sonra nihayet insanın kendi kendisinin kral olmasının yan etkileriyle bezenmiş ve buram buram distopik bilim-kurgu kokan sualtı şehri Rapture’ye mecburi dalışımızı yapıyoruz.
Sene 1960! Soğuk savaş dönemi ve “yüzeyde” Komünist-Kapitalist kavgası son gaz devam etmekte. Bu sırada çok zengin bir iş adamı olan Andrew Ryan kendisi gibi süper zeki insanların, sanatçıların, bilim adamlarının yüzey dünyasından bağımsız olarak kendi dünyalarında yaşayabilecekleri bir şehir kurmak isteğini hayata geçirir. Kendisine katılan dahi ötesi insanlarla imkansızı başararak Atlantik okyanusunun dibine devasa bir New York benzeri Rapture’yi kurar ve ardından dünyanın her yanından sanatçılar, bilim adamları ve mühendisler bu garip ütopyaya akarlar. Rapture gelişir ve 1960 yılında yüzeydekilerin hayal bile edemeyecekleri teknolojiye ve medikal bilgiye sahip olurlar. Ancak her mutlak yönetim gibi Andrew Ryan da zamanla Rapture’de göze batmaya başlar ve neden Onun tek “yönetici” olduğu sorgulanmaya başlanır. Elbette artan bu huzursuzluk bir de insanların genetik yapılarını değiştirebilen “ADAM” adı verilen bir tür sıvının okyanus tabanında yaşayan solucan benzeri canlılardan elde edilmesiyle iyece körüklenir. Bilim adamları medikal bilgilerini kullanarak bu ADAM sıvısını çeşitli hallere sokup insanları değiştirmekte kullanmayı başarınca ise Plasmid adı verilen bu genetik değişimlere ve Gen Tonikleri olarak anılan etkileyici serumlara ilgi bir anda ilgi artar, kimisi daha güzel, kimisi ise daha güçlü olmak için bunları kullanır, zamanla bu teknoloji kişilerin çevrelerini etkileyebilmesini ve sağ sola ateş, buz vs... orta yerinde devasa bir Deniz feneri dikkatimizi çekiyor! Okyanusun orta yerinde bir deniz fenerinin ne aradığı sorusu o an aklımıza gelse de canımızı kurtarmak daha ağır bastığı için fenere yüzüyor ve fenere girince dönüşümüzün olmayacağı, sonunu görmeden de bırakamayacağımız bir maceraya, Rapture’den kaçış macerasına dalıyoruz. İnanın oyun ilk saniyesinden itibaren hikaye anlatımıyla, görselliği pekiştiriyor ve hikayeyi yaşayarak, dokunarak, hissederek size naklediyor! Fenerde karşılaştığımız Andrew Ryan’a ait propaganda cümleleriyle kafamız iyice karışırken en altta bulacağımız garip bir denizaltı ile dalışa geçince nefeslerimizi tutmamız gerekecek çünkü, bir şekilde birileri Atlantik’in dibine bir metropol kurmuş ve biz o metropole doğru gidiyoruz. Bildiğimiz iki şey var: Geri dönüş yok ve ikincisi bu şehirde bir şeyler fena halde ters gitmiş!
BioShock bir bilim-kurgu burası kesin! Ama bilim-kurgu deyince aklınıza ışın kılıcı geliyorsa bu oyunu oynamamalısınız. Çünkü, BioShock felsefesiyle ağır basan, derin anlam içeren ve hikaye örgüsüyle var olan ağır bilim-kurgulardan. Eğer Jules Verne hayal gücünü, Aldous Huxley, George Orwell ve benzeri distopya yazarlarının eserlerini okumuş ve sevmişseniz bu oyun sizin için cennetten düştü demektir çünkü BioShock, tam da bahsettiğim yazarların eserlerini kaleme aldığı yıllardaki “Mutlak İyi ve Sürekli İzlenme” temasını işleyen ve insanı sorgulayan, yönetimleri eleştiren ve zekanın tek başına yeterli olmadığını savunan koyu bir felsefi bilim-kurgu. Yani eğer sapına kadar aksiyon istiyorsanız bu oyun sizi tatmin etmez! Eğer araştırmacı, iyi İngilizce bilen ve etrafta bulduklarını dinleyen ayrıca paldır küldür değil yavaş ve taktik ağırlıklı oynayan bir oyuncuysanız BioShock sizin oyununuz.
İçinde bulunduğunuz defalarca kez kendinize soracaksınız ve dahası ortada hiçbir sebep yokken neden birsinin sizi izlediğini düşündüğünüzü merak edeceksin. BioShock öyle bir oyun ki sizi korkutmak gibi bir derdi yok. Sadece şehri gezmeniz bile sizi tedirgin ediyor. Her an güvenlik sistemlerinin sizi görebileceğinden mi yoksa şehrin artık iyice delirmiş yöneticisi Andrew Ryan’ın yerinizi tespit etmesinden mi daha çok korkmanız gerektiğini bilemeyeceksiniz. Bütün bunlar yetmezmiş gibi şehri bu hale getiren ADAM bağımlısı, delirmiş şehir sakinlerinin sizi izlemesi ve acımasızca size saldırmaları da cabası. BioShock son derece sıradan bir şehir gibi duran Rapture’yi aslında korktuğumuz her şeyin barınağı yapıyor ve oyun boyunca aslında en büyük düşmanımız yine Rapture oluyor.
Şehir bir yere kadar düşmanımız elbette. Bizi öldürme gibi bir derdi olan asıl düşmanlarımız ise Splicer adı verilen Rapture’nin eski vatandaşları. Bu kişiler aşırı ADAM kullanmaktan iyice mutasyona uğramış ve akıllarını kaybetmiş ve fiziksel olarak fena halde çirkinleşmiş insanlar. Tek dertleri biraz daha fazla ADAM bulabilmek olan bu Splicerlar BioShock’daki temel düşmanlarımız. Başlarda etrafı yağmalayan ve sopa vs. kullanan basit tiplerle karşılaşsak da ilerledikçe daha güçlü olanları da karşımıza çıkıyor. Bunlar duvarda yürüyebilenler, size Plasmid yoluyla ateş, elektrik atanlar veya görünmez olanlar olarak çeşitlere ayrılıyor ve gittikçe daha zorlu bir hale geliyorlar. Splicerler yüzlerindeki dejenerasyonu gizlemek için balo maskesi kullanıyorlar ve bazen silah kullananları da karşımıza çıkıyor. Splicerlar tek düşmanımız değil, otomatik güvenlik taretleri ve oyunun ilginç bir artısı olan Big Daddy ve Little Sister da mücadele edeceğimiz tipler arasında. 1960 yılında bilgisayar ve otomatik güvenlik tareti olmadığı halde Rapture’ye gelen süper zeki insanlar çeşitli günlük aletleri kullanarak bu ilginç cihazları oluşturmayı başarmışlar. Bilgisayarlar da cabası. Genel olarak taretlerin sandalye, konserve kutusu vs... gibi sıradan parçalardan oluştuğunu görünce zaten taretlerin iç savaş zamanı yapıldığını siz de anlayabilirsiniz. Genelde zor ölen taretler güvenlik kameraları tarafından tespit edildiğinizde üzerinize salınıyorlar. Bu açıdan kameralar da sizin düşmanınız. Eğer sizi tanıyacak kadar uzun süre sizi görürlerse alarm çalıştırıyorlar ve taretler geliyor. Ayrıca sesi duyar Splicerlar da geliyor ve başınız belaya giriyor. Ancak, bilgisayarın olduğu yerde hacker vardır diyerek, hacklemek suretiyle bu sistemleri kendi yayarınıza kullanabiliyorsunuz.
Little Sister olayı biraz daha farklı. Bu küçük kızlar ellerindeki dev şırıngayla etraftaki ölülerden ADAM sıvısı alıyorlar ve bu sıvıyı işliyorlar. Çünkü bu küçük kızlar normal değil! İçlerine girmiş olan bir tür parazit tarafından hastalıklı bir hale getirilmiş olan bu kızlar sadece ölülerden bu sıvıyı alıyorlar. Bu sıvıyı da Rapture’de bulunan herkes elde etmek istiyor. Çünkü, plasmid ve Gen toniği alabilmek için gerekli olan tek şey ADAM sıvısı. Elbette basitçe bu kızları öldüremiyoruz çünkü yanlarında sığındıkları bir canavar var. Big Daddy adını alan bu yürüyen tank, devasa çelik dalgıç için kızları harvest etmek çoğu zaman daha cazip gelecektir. Bir de Rapture’da önemli kişilerle olan Boss kıvamında dövüşleriniz olacak ama açıkçası taktiği çok belli olan bu düşmanlar Big Daddy kadar zor bir düşmanoyuna can katıyor. Ayrıca dünyanın en zeki insanlarının ne tür bir aptal olduklarını da gözler önüne seriyor.
Oyun inanılmaz kullanıcı de hacklenince çok ucuza satış yapıyorlar.
Oyunun teknik kısmına diyecek söz bulamıyorum. Bir kere DirectX 10 desteği ile geliyor ve o yeni nesil ekran kartlarından birine sahipseniz oyunu izlemekten oynayamayabilirsiniz. Ama DX 9 kullanırken de öylesine harika bir görselliğin içersinde
avatar
J o Y s T ı c k
Moderatör
Moderatör

Erkek Mesaj Sayısı : 212
Yaş : 23
Nerden : istanbul
Meslek : ameLe
Lakap : KamiL Ke$
Kayıt tarihi : 22/03/08

Kullanıcı profilini gör http://awdsadasdqwadsd.adad

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz